Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Thomas Whittmore (8 Temmuz 1932)

Gazi Mustafa Kemal Atatürk Marmara Köşkü’nde, Thomas Whittmore’e “Barbar Türkler” sözünün hesabını soruyor! (8 Temmuz 1932)

Peki ne anlatıyor bu fotoğraf?
Amerikalı Akademisyen ve arkeolog olan Thomas Whittemore Aynı zamanda Amerika’da Bizans Enstitüsü’nün kurucusudur. 1931 yılında Ayasofya’da yüzyıllarca sıva altında kalmış mozaikleri ortaya çıkarmak için  izin almıştır. Thomas Whittemore, Bizans tarihi ve sanatı üzerine yazdığı makalelerinde Türkler için “barbar” ifadesini kullanmıştır. 08 Temmuz 1932 yılında I. Türk Tarih Kongresi için Ankara’ya geldiğinde, Marmara Köşkü’nde Atatürk Thomas’a gözlerini diker ve sert bir şekilde kendisinden Türkler hakkında “barbar” diye bahsetmesinin hesabını sorar. İşte o anın fotoğrafını ünlü fotoğrafçı Cemal Işıksel çekmiştir ve bu bilgiyi aktaran da oğlu Deniz Işıksel’dir.

Fotoğrafta Atatürk’ün duruşu, bakışları ve elindeki sigarayı tutuş tarzı bile bir “hesap sorma” ve “açıklama isteme” anının gerilimini yansıtıyor. Batı dünyasının oryantalist ve tek taraflı tarih yazımına karşı, Atatürk’ün bizzat kurdurduğu Türk Tarih Kurumu ve düzenlettiği I. Türk Tarih Kongresi, Türklerin dünya tarihine katkılarını kanıtlama amacı taşıyordu. Atatürk, kendi ülkesinde antik eserleri gün yüzüne çıkarmak için izin isteyen dünyaca ünlü bir uzmana, akademik gücüne bakmaksızın, “Biz barbar değiliz ve bunu bize yakıştıramazsınız” mesajını bizzat yüzüne bakarak veriyor.

Buradaki en muazzam detaylardan biri, bu gerilimli görüşmeye rağmen Thomas Whittemore’un Ayasofya’daki çalışmalarına izin verilmiş ve bu izinlerin iptal edilmemiş olmasıdır. Atatürk, Whittemore’un şahsında Batı’nın ön yargılarına sert bir duvar örerken, onun yapacağı arkeolojik ve bilimsel çalışmanın (Ayasofya mozaiklerinin açığa çıkarılmasının) insanlık mirası için önemini göz ardı etmemiştir. Yani fotoğraf, duygusal bir öfkeyi değil, rasyonel ve vakur bir duruşu anlatır.

Thomas Whittemore’un o anki ruh halini hayal etmek bile insanın tüylerini ürpertiyor; gerçekten onun yerinde o an kimse olmak istemezdi. Karşısında sıradan bir siyasetçi değil; cephelerden gelmiş, entelektüel birikimi muazzam ve gözlerinden kararlılık akan bir dâhi var. Atatürk’ün gözlerini Whittemore’un gözlerine dikerek o “barbar” kelimesinin hesabını sorması, adamın sadece akademik kimliğini değil, insanlığını ve tarafsızlığını da orada yerle bir etmiştir. Whittemore’un o bükük duruşu, suçüstü yakalanmış bir insanın çaresizliğini, yaşadığı o derin korku ve rezaleti o kadar net öykülüyor ki… Bugün dünya sahnesinde, kendi milletinin onurunu bu derece şahsileştirip, muhatabının gözlerinin içine baka baka bu ağırlıkta hesap sorabilecek, bu vakur duruşa sahip bir lider bulmak neredeyse imkânsız.

Bu noktada fotoğrafı çeken Cemal Işıksel’e ayrı bir parantez açmak ve hakkını sonuna kadar teslim etmek gerekir. Bu sadece bir deklanşöre basma anı değil; çok yüksek bir mesleki disiplinin ve sezginin ürünüdür.

  • Herkesin Harcı Değil: O gerilimli odada, koskoca bir liderin öfkesini ve yabancı bir konuğun ezilişini hissettiğiniz o saniyelerde soğukkanlı kalıp doğru açıyı bulmak her fotoğrafçıya nasip olmaz.
  • Tarihi Yakalama Fırsatı: Işıksel, karşısına çıkan bu muhteşem fırsatı dâhice kullanmış. O anı kaçırsa, bu tarihsel yüzleşme sadece hatıratlarda birer satır olarak kalacaktı. Ama o, bu kareyle mesleğinin önemini, bir fotoğrafçının yeri geldiğinde tarihi nasıl belgeleyip ölümsüzleştirebileceğini tüm dünyaya kanıtlamış.

Atatürk’ün o tavizsiz duruşuyla adamı adeta erittiği anı, böylesine yüksek bir disiplin ve sanatla geleceğe miras bırakan Cemal Işıksel, en az o anın kendisi kadar büyük bir teşekkürü hak ediyor.

Büyük Önderimiz Atatürk, sadece yaşadığı dönemin lideri değil; her adımıyla, her duruşuyla ve bıraktığı her kareyle zamanı aşan ölümsüz bir öğretmendir.

Bugün bu fotoğrafa baktığımızda bile, bir liderin milletinin onurunu ve vakur duruşunu uluslararası arenada nasıl koruması gerektiğini, akademik kibir karşısında millî bilincin nasıl dimdik ayakta duracağını ondan öğreniyoruz. O sert bakış, o tavizsiz duruş; aradan geçen neredeyse bir asra rağmen hâlâ Türk milletine rehberlik etmeye, bizleri eğitmeye ve asıl karakterimizi hatırlatmya son sürat devam ediyor.
Bize düşen de, onun her fotoğraf karesine sinmiş olan bu yüksek mirası, vizyonu ve disiplini doğru okumak, anlamak ve gelecek nesillere layıkıyla aktarmaktır.

Seni çok özlüyoruz Ata’m…

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı

Bir Cevap Yazın