
Bundan tam on bir yıl önce, 5 Ocak 2015 tarihinde dijital çağa ve insanlığın geleceğine dönük sarsılmaz bir not düşmüştüm: “Egolarımız kral, biz fakiriz.” Zaman, pek çok yanılsamayı eritip yok ederken, bazı kelimelerin üzerine çöken tozu temizler ve onları çıplak birer hakikat anıtı gibi meydanın tam ortasına diker. Bugün geriye dönüp baktığımda, o dönem kaleme aldığım bu cümlenin, çağımızın en büyük ruhsal sefaletini ne kadar erken ve ne kadar isabetli teşhis ettiğini bir kez daha çok net görüyorum.
İnsanlık, modern dünyanın sunduğu sanal sahnelerde kendine sahte tahtlar inşa etti. O günden bugüne geçen on bir yılda ego, adeta kendi krallığını ilan etti. Sosyal medyanın, kurgulanmış profillerin ve dijital maskelerin arkasına saklanan günümüz insanı; kendini dev aynalarında görmeye, her saniyeyi bir güç savaşına dönüştürmeye ve kendi yarattığı o kibirli fildişi kulelerden etrafa buyruklar savurmaya başladı.
Ancak bu parıltılı krallığın arkasında, göz ardı edilemeyecek kadar derin bir insani yoksulluk yatıyor. Egonun kral olduğu yerde; ruhlar, karakterler ve en önemlisi de duygular derin bir “fakirlik” içinde can çekişiyor.
Çünkü ego, şeffaflıktan korkar. Ego, gerçek bir yüzleşmenin, kanlı canlı bir sorumluluk almanın karşısında hemen titremeye başlar. Bugünün insanı, sığ bir mesajın arkasına sığınıp kapıyı çarpıp kaçarken, aslında o mağrur krallığının altındaki o sefil yoksulluğu gizlemeye çalışmaktadır. Kendini “hiç hata yapmaz”, “asla haksızlık etmez” birer kusursuzluk abidesi olarak pazarlayanlar, aslında kendi iç dünyalarında bir tutam samimiyete, bir kırıntı dürüstlüğe hasret kalmış birer fakirdirler. Kendi kurguladıkları o sanal konfor alanlarında ipleri ellerinde tuttuklarını sandıkları an, karşılarında sarsılmaz bir hakikat duvarı ve net bir duruş gördüklerinde o uydurma tahtları bir anda yerle bir olur.
İşte bu yüzden, on bir yıl önce söylenen o söz bugün zamana meydan okuyan bir ayna gibi karşımızda duruyor. Gerçek sevgiyi, samimi bir emeği ve net bir şeffaflığı ortaya koyacak cesareti olmayanlar, o devasa egolarının gölgesinde ancak kendilerini kandırabilirler.
Zaman, kurguları yıkar ve geriye sadece asil olanı bırakır. Bizler, o sahte krallıkların ihtişamına kapılmadan, kalbimizin ve hakikatimizin zenginliğiyle yürümeye devam ediyoruz. Varsın onların egoları kral olsun; o sarayların içindeki ruhsal fakirlik, bizim çıplak dürüstlüğümüzün karşısında her zaman diz çökmeye mahkumdur.
Silvan Güneş
Biyografi Yazarı