
“Müzik ruhun gıdasıdır” sözünün getirdiği o hafiflik hissiyle müziği sadece tüketilip, rahatlatıcı bir nesneye indirgenmesi bu bilimin doğru anlaşılmadığına tanıklık eder. Müziğin asıl kudreti insanı sarsmakta, içindeki bastırılmış tortuları hareket geçirmekte yatmaktadır. O sebeple müzik, ruhun doğum sancısıdır.
Bir eseri besteci/icracı boyutu ile dinleyici boyutu yaratım ve hisseyiş yönlerini güçlendirir.
- Besteci/İcracı Boyutu: Bir melodiye hayat vermenin, notasız bir boşluktan sesler evreni yaratmanın zihinsel ve ruhsal ağırlığı. İçeride sıkışıp kalan kelimelerin notalara dönüşürken yaşadığı o dar boğaz.
- Dinleyici Boyutu: Derin bir eseri dinlerken göğsümüzün ortasında duyduğumuz o baskı, tüylerimizin diken diken olması ve gözlerimizin dolması. Bunların rastgele fiziki tepkiler değil, ruhun kendi içinde yeni bir anlam doğururken çektiği sancılardır.
Hayatın ve sanatın tezatlıkları vardır. En güzel armoniler, genellikle en derin acıların, çelişkilerin ve arayışların süzgecinden geçerek doğar.
Doğumun kanlı ve sancılı doğası ile müziğin tınısındaki hüzün arasındaki bağ. Hüzün barındırmayan bir müziğin eksik kalacağı fikri. “Sancı Olmadan Doğuş Olmaz” gerçeğini gözler önüne serer. Biyolojik doğumda nasıl ki bir sancı, yeni ve bağımsız bir hayatın müjdecisi ise; ruhsal düzlemde de müzik, insanın içindeki bastırılmış duyguların, söze dökülemeyen çığlıkların ve bastırılmış anlam arayışının dışa vurum sancısıdır. Nota kağıdına dökülen ya da enstrümandan süzülen her ses, ruhun karanlık odalarından ışığa çıkma çabasının birer kasılmasıdır.
Yokluktan Varlığa Geçiş: Sancının bittiği andaki o ferahlama hissini müziğin gücüyle nirvanasına ulaşır. Müziğin bizi her seferinde yeniden, daha olgun ve daha derin bir insan olarak “doğurması” tesadüf değildir. Müzik, var olmamış bir melodinin, zihnin ve kalbin süzgecinden geçerek somut bir gerçekliğe dönüşmesidir. Bu süreç, bestecinin ya da icracının kendi iç dünyasında kaybolması ve oradan yepyeni bir “ben”le yeniden doğması demektir.
Arınma (Katarsis) ve Ağrı: Doğum sancısı acı verir ama sonunda yeni bir nefes getirir. Müzik de insanın en derin yaralarını deşer, hırsını, kederini ve yalnızlığını gün yüzüne çıkararak bir sancı yaratır; ancak hemen ardından o sancıyı bir sağaltıma, bir arınmaya dönüştürür. “Müzik sustuğunda, geriye kalan sessizlik bile o sancının izlerini taşır. Çünkü insan, ancak ruhu sarsıldığı ve doğum sancıları çektiği kadar derindir.”
Silvan Güneş
Biyografi Yazarı