Tarih Bilinci Seferberliği

Sosyal medya sayfalarında, eski bir fotoğrafın veya tozlu bir belgenin altına yazılmış şu cümlelerle sıkça karşılaşıyoruz: “Dedem anlatmıştı, o da oradaymış…”, “Ninem bu olayları bizzat yaşamıştı…”

“Dedem anlatmıştı, o da oradaymış…”, “Ninem bu olayları bizzat yaşamıştı…”

Bu cümleler, sıradan birer yorumdan ibaret değildir. Bu cümleler, tarihimizin en kıymetli, en dürüst ve en samimi arşiv belgeleridir. Ancak üzülerek görüyorum ki; halkımız, dedesinin, ninesinin, anne ve babasının zihninde taşıdığı bu eşsiz bilgilerin “tarihi birer vesika” olduğunun yeterince farkında değil.

O hikayeler, kitaplarda yazmayan detayları, o dönemin kokusunu, acısını, sevincini ve gerçekliğini içinde saklar. Bir kişi bir anısını beraberinde toprağa götürdüğünde, sadece bir insanı değil, bir dönemin şahitliğini de kaybediyoruz.

Bir biyografi yazarı olarak derin bir üzüntüyle gözlemliyorum ki; halkımız, elindeki cevherin kıymetine bîgâne kalırken, akademik bir diplomaya sahip olan kesimimiz de maalesef bu tarihi sorumluluk karşısında aynı duyarsızlığı sergiliyor. Oysa aydın olmak, yalnızca bir unvana veya diplomaya sahip olmak değil; geçmişin şahitliğine sahip çıkıp onu geleceğe taşımak, sessiz kalmış hakikatlerin sesi olmaktır.

İşte tam bu noktada, yıllardır yürüttüğüm biyografik çalışmalar ve folklor araştırmaları bana bir gerçeği daha net gösteriyor: Hiçbir diploma, tek başına aydın kimliğini inşa etmeye yetmiyor.

Elinizdeki her anı, dedenizin anlattığı her hikaye, ninenizin belleğindeki her bilgi; tarihin tozlu sayfalarında eksik kalmış bir mühürdür. Bu mühürleri basmadan, geçmişin sesini bugüne taşıyıp belgeleyerek geleceğe aktarmadan; üzerimizdeki o ağır ‘tarihi sorumluluğu’ yerine getirmiş sayılmayız.


Bizler, bu toprağın hafızasını korumakla mükellefiz. Eğer bugün hâlâ tesadüflerin peşinde tarihi vesikalar arıyorsak, bu, aydın sorumluluğumuzun eksik kaldığının en büyük ispatıdır.


Sizleri, elinizdeki o eşsiz mirası ‘sıradan bir hikâye’ olarak görmemeye, onu bir ‘belge’ titizliğiyle gün yüzüne çıkarmaya ve bu köprüde bir tuğla da siz koymaya davet ediyorum. Çünkü unutmayın; geçmişini bugüne bağlayamayanlar, geleceği inşa edemezler.”

Eğer siz de benim gibi düşünüyorsanız öyleyse bana ulaşınız ve bu kıymetli hazineye sahip çıkıp onları kayıt altına alalım…

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı

Bir Cevap Yazın