Bir metne “biyografi”, yazarına da “biyografi yazarı” diyebilmek için “bütünsel bir yaşam öyküsü aktarma” ve “belgeye dayalı nesnel gerçeklik” şartı aranır.
Hayatta olan bir kişinin yaşam öyküsünü anlatan eserler doğrudan biyografi türüne girer. Bir kişinin biyografisinin yazılması için en önce o kişinin hayatta olması “izin ve iş birliği” biyografi türünün en birincil şartıdır. Çünkü biyografiler, ilk önce gerçeklik üzerine yapılan bir inşaayı kapsar. Yaşayan kişilerin hayat hikayeleri “biyografi” olarak adlandırılır. Ancak edebiyatta ve yayıncılıkta, odağa ve yazım şekline göre bu durum şu alt başlıklara ayrılır:
Genel Olarak Tanımlanan Biyografi Türleri
Nehir Söyleşi (Portre Söyleşi): Hayatta olan kişinin, bir yazarın sorularını yanıtlayarak kendi hayatını anlattığı ve kitaplaştırılan türdür (Örn: İş Bankası Kültür Yayınları’nın Nehir Söyleşi serisi). Bunlar da tam bir biyografi değildir. Belli bir konu üzerinden soru cevap türünden ilerleyen söyleşi metinlerinin kitap haline getirilmesinden ibarettir. Hatta yazar olmak isteyenlere en kolay kitaplaştırılmış metinler üzerinden bur ünvan kazandıran çalışmalardır. Burada soruyu soranı yoracak hiç bir çalışma, araştırma, arşiv çalışması, anlatılanı teyit eyme vb gibi bir yükümlülük de yoktur. O sebeple bu çalışmalara biyografi ve bu işi yapana da biyografi yazarı demek doğru olmaz. Bu türün biyografiyle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Hatta bu türe; “sohbet kitapları” demek en doğrusudur. Bu türün biyografi listesinin içinde yer alması kafa karışıklığı ve okuru yanıltmaktan başka bir şey değildir.
Yetkisiz Biyografi: Kişinin izni onayı ve bizzat bilgi akışı olmadan, dışarıdan toplama bilgiler veya spekülasyonlarla tamamen halka açık belgeler, röportajlar ve üçüncü şahısların tanıklıklarıyla yazılan metinlerdir.
Otobiyografi: Eğer kişi kendi hayatını kendisi yazıyorsa, (hayatta olsun ya da olmasın) bu tür eserler otobiyografi (öz yaşam öyküsü) adını alır.
Yetkilendirilmiş (Resmi) Biyografi: Yazarın, kendisiyle aynı dönemde yaşayan ve hayatta olan kişileri konu aldığı biyografi türüdür. Hayatta olan kişinin bizzat izni, bilgi paylaşımı ve arşiv desteğiyle bir başkasına yazdırdığı biyografilerdir.
Kişinin hayattayken bizzat sürece dahil olarak yazdırdığı biyografiler tarihsel ve belgesel açıdan en yüksek bilinci ve veri doğruluğunu barındırır. Edebiyatta ve yayıncılıkta bu yaklaşıma “Yetkilendirilmiş Biyografi” (Authorized Biography) denir ve bu tür, özne ile yazar arasında doğrudan bir ortaklığa dayanır. Diğer türlerin yarattığı şüpheler ve arka planları ise aşağıda yetkisiz ve monografi türlerinde anlatılmıştır.
1 Hayattayken Yazdırılan (Yetkilendirilmiş) Biyografiler
Bilincin ve kontrolün en yüksek olduğu türdür.
Kim yazar? Kişinin güvendiği, yazım alanı sadece biyografi yazarı olan, profesyonel biyografi yazarı tarafından kaleme alının eserlerdir.
Bu konuda eleştirmem geteken bir konu ise birtakım oluşumların biyografi gibi şeffaflık, dürüstlük ve belge kanıtı gerektiren bir alanda gölge yazarlık (ghostwriting) tarzı hizmet vermesi, bu tür kurumları ahlaki ve metodolojik açıdan çok büyük bir çelişki barındırdığından şüphe yaratmaktadır. Biyografi yazarlığı gibi gerçeğin birinci koşul olduğu, kurguya dahi asla yer verilmemesi: bilincin ve şeffaflığın en yüksek olması gereken yerde bir aktörün kendini gizlemesi, projenin doğasına gölge düşürür. Yayıncılık endüstrisinin bu çelişkili “espriyi” sürdürmesinin arkasındaki gerçek amaçlar, ticari ve psikolojik stratejilere dayanır:
[a) Kitabın Arkasındaki Tek “Deha” İllüzyonu (Pazarlama Amacı)
* Amaç: Okuyucu, hayranı olduğu iş insanının, sporcunun veya sanatçının sadece anılarını değil, onun edebi dehasını ve cümle kalitesini de satın almak ister.
* Gerçek: Kitabın kapağında profesyonel bir yazarın adı bizzat yer aldığında, o büyük figürün “her şeyi mükemmel yapan” imajı zedelenir. Yayıncılar, okuyucuda “Bu kitabı bizzat o lider/ünlü yazdı” illüzyonunu yaratmak için yazarı gizlerler. Burada şeffaflık, ticari büyüye kurban edilir.
b) Sorumluluktan Kaçma ve Telif Hakları (Hukuki Amaç)
* Amaç: Gölge yazar, metne kendi yorumunu, edebi üslubunu ve fikri mülkiyetini katmamış gibi davranır.
* Gerçek: Yazar ismini gizleyerek, kitaptaki tüm iddiaların, hukuki sorumlulukların ve telif gelirlerinin sadece “özneye” ait olduğunu kabul eder. Yazar büyük bir para alır ve sahneden çekilir. Ancak bu durum, kitabın objektif bir biyografi değil, öznenin kendi parasını ödeyip yazdırdığı bir “sipariş metin” (PR çalışması) olduğunu kanıtlar.
c) Sadece Bir “Ses Aktarıcısı” Rolü (Psikolojik Amaç)
* Amaç: Gölge yazar, kendini bir yazar olarak değil, sadece bir “ses kayıt cihazı” veya “kelime işçisi” olarak konumlandırır.
* Gerçek: Savunmaları şudur: “Bu benim hayatım veya benim perspektifim değil, ben sadece öznenin zihnindekileri kağıda döken teknik bir aracıyım.” Ancak bu durum biyografi yazarlığının temelindeki “araştırma, sorgulama ve çapraz kontrol” ilkelerini yok eder. Gölge yazar sorgulamaz, sadece dikte edileni estetikleştirir.
Peki, gölge yazarlar (ghostwriter) biyografi yazarı mıdır? Kesinlikle hayır.]
Nasıl yazar? Özne yazarla özel arşivini paylaşır, saatler süren röportajlar yapar ve hatalı bilgileri bizzat düzeltir. (Genel bilgide bu kadar kısıtlı ve kapaditesiz bir yazarlığı tanımlar. İşte bu noktada benim Silvan Güneş olarak geliştirdiğim ve çok katmanlı bir hale getirdiğim biyografi yazarlığı, meseleyi sadece hayatı yazılanın anlattıklarına bırakmaz. Bizatihi alan araştırması yapar. Her konuyu ayrı bir başlık olarak işlerken bir dedektif gibi çalışır ve ulaştığı tüm parmak izini konunun muhatabı yapar. Dönemin tanıklarından faydalanır ve bu sefer hayatı yazılanın anlatmadığı başka hikâyelere rastlar. Bu sefer o hikâyeler üzerinden yeniden yeni ropörtajlar yaparak konuyu güçlendirir…
Hangi amaçla yazar? Kişi, kendi hayat hikayesinin, başarılarının ve hatalarının topluma kendi istediği açıyla ve doğru biçimde geçmesini hedefler. Burada “öznenin bilinci ve filtresi” devrededir.
Buradaki tek risk, hayattayken yazdırılan biyografilerin bazen kişiyi fazla idealize etmesi (halkla ilişkiler/PR çalışmasına dönüşmesi) ve hataları gizleme eğilimidir.
Bunlar biyografi yazarı mıdır? Evet, bunlar biyografi yazarının ta kendisidir. Bu yazarlar tıpkı mahkeme salonlarında en kritik anlarda ellerini havaya kaldırıp, doğruyu, sadece doğruyu söylemeye yemin eden ve mahkemede gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlayan, belki de olayın gidişatını değiştiren şahitler gibidir.
Bu bağlamda, dünya çapında ses getirmiş yetkilendirilmiş biyografi örnekleri (Steve Jobs veya Elon Musk biyografileri gibi) biyografiler örnek verilirken, Türkiye’de bu bağlamda verilebilecek örnekler benim; 2007 yılında derleme çalışmalarına başlayıp 2011 yılında yayınladığım Aydın, Sultanhisarlı, dünya çapında bir İşadamı olan Şefik Çerçioğlu biyografisidir. “Bir Anadolu Efsanesi Şefik Çerçioğlu” adı ile okurla buluşmuştur. Bir diğeri ise, 2011 yılında derleme çalışmalarına başlayıp, 2015 yılında yayımladığım Ankara Şereflikoçhisarlı hayatı boyunca on beş iş değuştirmiş enteresan bir hayat hikâyesine sahip girişimcidir. Son işi Antalya bölgesinde uluslararası turizm faaliyeti yürüterek Delphin Grup’un kurucu üyesi olan Berat Cömertoğlu’nun herkese şapka çıkartacak hayatı “Her Hayat Bir Mirastır Berat Cömertoğlu” adlı biyografisi eseri olarak okurla buluşmuştur. Her oki eser de ilk anlaşmadan, matbağa, dizin, kapak, sayfa, kâğıt, ciltleme çalışmaları ile birlikte her biri dört yıl sürmüştür. Bu tür çalışmalarda matbağa çalışmaları altı ayı almaktadır.
2. Yetkisiz Biyografiler (Unauthorized)
Kişinin izni, onayı veya katkısı olmadan yazılan eserlerdir.
Kim yazar? Araştırmacı gazeteciler, tarihçiler veya sansasyon yaratmak isteyen bağımsız yazarlar.
Nasıl yazar? Mahkeme kayıtları, eski röportajlar, dedikodular ve kişinin yakın çevresindeki (bazen eski dostlar veya düşmanlar) tanıklarla görüşerek yazılır.
Hangi amaçla yazar? Genellikle ticari kazanç, sansasyon yaratma, gizli kalmış gerçekleri ifşa etme veya kişiyi kamuoyu önünde zayıflatma/itibarsızlaştırma amacıyla kaleme alınır. Bilgi güvenilirliği en düşük olan türdür.
3 . Monografi Türleri (Biyografi Sanılan Yapılar)
Monografi, bütünsel bir ömür hikayesi anlatmak yerine; sınırları keskin bir şekilde çizilmiş tek bir konuyu, eseri veya dönemi derinlemesine inceleyen çalışmalardır. Biyografiyle karıştırılan başlıca monografi türleri şunlardır:
Edebi (Kritik) Monografi: Bir sanatçının hayatının tamamını değil, sadece ürettiği edebi eserleri, üslubunu ve sanat anlayışını mercek altına alan akademik incelemelerdir.
Dönemsel Monografi: Kişinin tüm yaşamını devre dışı bırakarak; sadece askerlik dönemi, sürgün yılları, gençliği veya siyasetteki belirli bir kesiti gibi tek bir zaman dilimini ele alan çalışmalardır.
Eser Odaklı Monografi: Yazarın yaşamından ziyade, onun sadece tek bir başyapıtının (örneğin bir romanının veya tablosunun) doğuşunu, gelişimini ve etkilerini inceleyen metinlerdir.
Tematik Monografi: Kişinin hayatındaki sadece tek bir temayı (örneğin “X yazarının din anlayışı” veya “Y liderinin ekonomi vizyonu”) odağa alan tek yönlü araştırmalardır.
Bu Üç Türün Yazarları Niçin “Biyografi Yazarı” Değildir?
Biyografi yazarlığı alanında bütün taşları yerine oturtmak için 2000 yılından bu yana uğeaş verdiğimi söylemiştim. O zamandan bu yana ise hem biyografi ve biyografi yazarlığının ne olup ne olmadığını anlamaya, bu alanı biçimlemeye ve anlaşılır olmasını sağlamak için nice: özlü sözler, açıklayıcı metinler ve çağrılar yapmakla birlikte, her kesimden hayatını yazdırmayı düşünmeyen inatçı, iş kendi hatayını yazdırmaya gelince para hesabı yapan, gerçekte hayatına değer vermeyen, bu işi önemsemeyen kimseleri ikna etmek; özellikle eğitimcilerin dikkatini biyografi yazarlığına çekerek çocuklara ülkenin başarılı, girişimci, sanatçı, bilimadamı, sporcu, zanaatçı, vb aklınıza gelebilecek her alanda yetişmiş, işini geliştirmiş, başarı elde etmiş, ve o konuda insan yetiştirmış, üretmiş olan fikir sahibi kimselerin bu hayatları okumaları, fikir edinip merak duymaları, bakış açısı, füşünce ve hedeflerini buna göre değiştirmeleri için: kurum ve kuruluşlara biyografi yazarlığı akanında genç yazarlara eğitim vetmeleri, konuya dikkat çekmek için söyleşi, panel, konferans düzrnlemeleri, biyografi yazımı için atölyeler açmaları: yayın evleri için biyografi kitabı basmaları için defalarca sayfamdan ve hatta bazılarına e-posta ile mesajlar yazarak çağrılarda bulundum. Türkiye’de büyük yayınevleri biyografi kitaplarını okunmadığı gerekçesiyle basımını yapmadıkları gibi, bu yayınevlerinin aynı zamanda kitabın telifiyle ilgili de yazarı neredeyse onca emeğine rağmen çırak çıkartacak sözleşmeler yapmaları nedeniyle yetkili isinli kaleme aldığım eserleri tanınmış yayınevlerinde bastıramadım. Türkiye’de biyografi yazarlığının en büyük sorunu işte bunlardır. Hayatını yazdıracak birini bulmak, onu ikna etmek, biyografisini yazdırmanın maddi manevi önemini anlatmak, biyografiyi bastırmak için yayınevi bulmak, buldunuz: bu sefer eserin raflarda olması için yayıneviyle sonu gelmez görüşmeler yapmak, okura biyografi kitabı okumaları ve çocuklarına okutmaları için konuya dikkat çekmek… ve daha nice sorunlarla yazar olarak bir başınıza uğraşmak kolay bir iş değil. Bir de bunun yanında yetkili izinli biyografi yazarı olmadıkları halde yazarlar arasındaki kutuplaşmalar, sosyal medyada biyografi yazarlığı konusundaki kendinize ait fikirlerinizin daga haftası geçmeden başka ağızlardan sanki kendi fikirleti ve bu işe katkılarıymış gibi telaffuz edilmesi bardağı taşıran son damla olsa da, en eleştirilmesi gereken tarafı ise, biyografi yazarlığı alanında benim yıllardır dikkat çekmem üzere kurulan birtakım oluşumların sadece belli bir düşünce ve zihne sahip kimselere yer verip, bu alanda da henüz hiçbir şey yapılmamışken kutuplaşma ve hizipleşmenin baş göstermesi, biyografi yazarlığına başka bir meselenin daha eklenmesine sebep olmuştur. Cemahatvari bir çatı altında kurulan ve daha çok belli bir kesimin biyografisi üzerinden, hayatta olmayan kimselerin hayatını monografi türünden ortaya koymaya yönelik yürütülen, ve fakat içinde bir tane dahi yetkili izinli bir çalışmanın olmadığı, adının ise biyografi yazarlığı çatısı olarak isimlendirilmiş, tartışmalı odaklar…
Konuya yeniden dönecek olursak. Kimler biyografi yazarı değildir, yeniden tanımlayalım.
A) Yetkisiz ve İzinsiz Yazarlar Niçin Biyografi Yazarı Değildir?
Gerekçe: Kişinin bizzat izni, onayı ve birinci elden arşiv desteği olmadan yazarlar. Süreçte öznenin “bilinci” yoktur.
Asıl Unvanları: Bu kişiler biyografi yazarı değil; magazinel, ticari veya siyasi algı üretmek amacıyla dışarıdan veri toplayan birer “araştırmacı gazeteci” veya **”kronikçi”**dir.
B) Gölge Yazarlar (Yetkili Süreçteki Gizli Aktörler) Niçin Biyografi Yazarı Değildir?
Gerekçe: Şeffaflık, dürüstlük ve belge kanıtı gerektiren bir alanda kendi kimliklerini gizlerler. Ortaya çıkan metin nesnel bir biyografi değil, parası ödenmiş bir PR (halkla ilişkiler) çalışmasıdır.
Asıl Unvanları: Kimliğin gizlendiği yerde bilimsel şeffaflık biter. Bu kişiler biyografi yazarı değil, öznenin egosunu ve imajını parlatmak için kiralanmış birer “üslup işçisi” veya **”metin mimarı”**dır.
C) Monolog ve Monografi Yazarları Niçin Biyografi Yazarı Değildir?
Gerekçe: Beşir Ayvazoğlu örneğinde olduğu gibi, bu yazarlar bütünsel bir yaşam öyküsü inşa etmezler. Kişiyi tek bir döneme sıkıştırırlar, karşılıklı bir diyalog veya çapran sorgulama yerine tek taraflı bir anlatı (monolog) ve edebi kaygılarla hareket ederler.
Asıl Unvanları: Hayatın bütününü ıskalayıp sadece eser ve dönem incelemesi yaptıkları için bu kişiler biyografi yazarı değil, birer “edebiyat araştırmacısı” veya **”eleştirmen”**dir.
Bu ölçütlere göre, unvanların dürüstçe dağıtıldığı bir dünyada “Biyografi Yazarı” sıfatı sadece tek bir sınıfa aittir: Hayatta olan kişiyle bizzat masaya oturan, onun bilinci ve arşiviyle şeffaf, bütünsel ve adını gizlemeden bir yaşam öyküsü inşa eden “Yetkilendirilmiş Biyografi Yazarları”. bunun dışındaki tüm aktörler kendi uzmanlık alanlarıyla (gazeteci, eleştirmen, metin işçisi) anılmalıdır.
Silvan Güneş
Biyografi Yazarı