Monografi ve edebi portre çalışmaları, nesnel bir yaşam öyküsü sunmadıkları gibi rasyonel ve doğrulanabilir temellere dayanmadıkları için de biyografi yazımı olarak kabul edilemez. Bu durumun en gerçekçi gerekçeleri şunlardır:

- Doğrudan Gözlem ve Veri İmkansızlığı: İnceleme yapılan şahsiyetler hayatta olmadığı için, yazarların doğrudan bir gözlem yapması veya öznenin gerçek duygu ve düşüncelerine birinci elden ulaşması imkansızdır. Hayatta olmayan birinin “iç dünyasını” veya “felsefi arka planını” kesin bir veriymiş gibi sunmak rasyonel değildir.
- Öznellik ve Güzelleme Riski: Hayatta olmayan sanatçılar hakkında geride kalanların anlattıkları, genellikle nesnellikten uzaktır. Hayranlık atmosferiyle söylenmiş övgü dolu sözler veya öznel tanıklıklar, araştırmacıyı yanıltmaya müsaittir. Monografi yazarı, çoğunlukla bu filtrelenmiş ve parlatılmış iddiaları temel almak zorunda kalır.
- Kurgusallık ve Niyet Okuma: Kimin, hangi eseri, hangi anlık duygu durumuyla veya gizli niyetle kaleme aldığını dışarıdan bir gözün yüzde yüz doğrulukla bilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, ölmüş bir yazarın estetik anlayışını veya zihniyetini açıklama çabası, kaçınılmaz olarak monografi yazarının kendi kişisel yorumunu ve yakıştırmalarını içerir.
Sonuç olarak; biyografi yazarlığı somut belgelere, tarihsel kronolojiye ve ispatlanabilir yaşam verilerine dayanmak zorundadır. Ölmüş şahsiyetlerin niyetlerini okumaya çalışan, başkalarının öznel anlatıları üzerinden çıkarımlar yapan monografiler ise rasyonel birer hayat hikayesi değildir; yazarlarının kendi entelektüel tahminlerinden oluşan birer edebi analizdir. Dolayısıyla monografi yazarları asla biyografi yazarı sayılamaz.
Tarih Yazımında Nesnellik Kriterleri ve Biyografide Belgenin Önemi…
Biyografi yazımında nesnellik, ispatlanabilirlik ve belgenin rolü meselenin ana konusudur. Tarih ve biyografi bilimi, “belge yoksa tarih de yoktur” (Lucien Februé) ilkesine dayanır. Bir çalışmanın bilimsel bir yaşam öyküsü (biyografi) sayılabilmesi için pozitivist tarih anlayışının şu kriterlerine uyması gerekir:
- Doğrulanabilirlik: Yazılan her cümle, arşiv belgesi, resmi kayıt veya somut bir veriyle eşleşmelidir.
- Gözlemlenebilirlik: Monografi yazarlarının sıklıkla düştüğü “şu psikolojiyle yazdı”, “bu acıyla üretti” gibi ifadeler gözlemlenemez ve kanıtlanamaz iddialardır. Kanıtlanamayan hiçbir iddia biyografi bilimine dahil edilemez.
2. “Anlatı” (Narration) ve “Gerçek” (Fact) Ayrımı
Hayatta olmayan birinin ardından bırakılan hatıralar, mektuplar veya dostlarının beyanları birer “kesin gerçek” değil, sadece birer **”anlatı”**dır.
- Çıkar Çatışması: Ölen kişinin yakın çevresi, onun mirasını parlatmak veya kendilerini o miras üzerinden yüceltmek için gerçeği çarpıtabilir.
- Hafıza Yanılgısı: İnsan hafızası zamanla değişir. Ölmüş bir şairin arkadaşının 20 yıl sonra anlattığı bir anı, rasyonel bir biyografi yazarı için kesin kanıt olamaz; çünkü insan zihni geçmişi yeniden kurgular.
Monografi yazarları bu kurgulanmış anlatıları “gerçek” gibi kabul edip üzerlerine teoriler inşa ettikleri için, ortaya çıkan eser biyografi değil, “anlatının anlatısı” yani bir tür edebi kurgu olur.
3. Niyet Okuma Safsatası (Intentional Fallacy)
Edebi eleştiride ve felsefede “Niyet Okuma Safsatası”, bir yazarın eserini üretirken ne düşündüğünü veya ne hissettiğini bildiğini iddia etme yanılgısıdır.
* Sanatçı hayatta olsa bile kendi niyetini tam olarak açıklayamayabilir veya saklayabilir.
* Ölmüş bir sanatçının eserinden yola çıkarak “Bu şiirde yalnızlık hissetmiştir” demek, rasyonel bir biyografi yazarının işi değildir. Bu sadece monografi yazarının kendi zihnindeki öznel bir yakıştırmadır.
Biyografi yazarlığı; somut, tescilli ve rasyonel belgelerin kronolojik ve tarafsız bir dökümüdür. Monografi yazarlığı ise; hayatta olmayan insanların niyetlerini okumaya çalışan, geride kalanların öznel ve şüpheli hayranlık anlatılarına dayanan, tamamen yazarın kendi kişisel yorumlarından ibaret bir edebi faaliyettir. Bu yüzden monografi yazarları, biyografi yazarı kimliği taşıyamaz.
Dünya Tarihinde “Belgesel/Pozitivist Biyografi”
Bu felsefi zemini daha iyi anlamanız için sizlere dünya edebiyatından nesnel biyografi metodolojisine uyan tam zıt (örneğin sadece arşiv belgeleriyle konuşan) bir modeli örnek vermek gerekirse: Bu ekolün dünyadaki en büyük temsilcilerinden biri Lytton Strachey (modern biyografinin kurucusu)’dir. Türk edebiyatında ise bu konu biyografi kitabı zannedilen eserler üzerinde ayrıntılı olarak çalışma yapılarak nedir ne değildir sorularına cevap verilmelidir.
Silvan Güneş
Biyografi Yazarı