Merzifon Amerikan Kız Koleji-Koşu Engelli Yarışları-1908-

Bu fotoğraf Osmanlı Dönemi’nde Merzifon’da bulunan tarihi kuruma ait çok önemli bir spor etkinliği belgesidir. Fotoğrafın üstünde Merzifon Anadolu Koleji “Anatolia College Field Day, 1908.”), yazıyor.

Amerikan Bord (ABCFM) misyonerleri tarafından Merzifon’da kurulan bu kampüs bünyesinde erkek koleji, kız koleji (Anatolia Girls’ School / Merzifon Amerikan Kız Koleji), ilahiyat okulu ve hastane gibi çeşitli birimler yer alıyordu. Fotoğraf genel kampüs alanında (spor meydanında) düzenlenen ortak yıl sonu/bahar spor gününü göstermektedir.

Engelli Yarışlar” Terimi: Osmanlı son dönem Türkçe belgelerinde veya eski kütüphane/koleksiyon tasniflerinde İngilizce “Hurdle Race” (Engelli Koşu/Yarış) ifadesi dilimize direkt olarak “Engelli Yarışlar” olarak çevrilmiştir. Günümüzdeki engelli birey sporları anlamında değil, pist üzerine konulan tahta engellerin üzerinden atlanarak yapılan engelli koşu yarışı kastedilmektedir.

Fotoğrafın orta-sağ kısmında toprak zemin üzerine dizilmiş ahşap engeller (hurdles) ve engellerin üzerinden atlayan / yarışan sporcular açıkça görülmektedir.

Sol tarafta yüksek atlama/sırıkla atlama düzeneği ve hakemler yer almaktadır.
Parkurun etrafını fesli ve dönemin kıyafetlerini taşıyan yüzlerce öğrenci, öğretmen ve Merzifonlu izleyici çevrelemiştir.

1908 yılı, Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Meşrutiyet’in ilan edildiği yıldır. Bu dönemde Merzifon Anadolu Koleji’nde spor faaliyetleri (atletizm, futbol, cimnastik) oldukça gelişmişti.

Fotoğraftaki 1908 gibi parlak ve hareketli yılların hemen ardından, Merzifon Amerikan Koleji (Anatolia College) ve bünyesindeki birimler I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sürecinde oldukça çalkantılı, dramatik bir kapanış ve taşınma süreci yaşamıştır.
Bu döneme ait açılış, kesintiler, kapanış ve yer değiştirme evreleri kronolojik olarak şu şekildedir:

1. Kuruluş ve Gelişim (1886 – 1908)

Kuruluş: Amerikan Board misyonerleri tarafından Merzifon’da daha önceki eğitim faaliyetlerinin ardından 8 Eylül 1886 tarihinde resmen kuruldu.

Kampüs Yapısı: İçinde erkek koleji, kız bölümü (Anatolia Girls’ School), ilahiyat okulu, hastane ve kütüphane/müze barındıran; New England tarzı 40’tan fazla binadan oluşan devasa bir kampüstü.
1908 yılı (yani fotoğrafın çekildiği dönem), okulun hem öğrenci mevcudu hem de sosyal, sportif faaliyetler (Field Day etkinlikleri, kulüpler vb.) açısından en aktif olduğu zirve dönemlerinden biriydi.

2. I. Dünya Savaşı ve İlk Kesinti (1916 – 1919)

Savaş Kesintisi: I. Dünya Savaşı’nın şiddetlenmesi ve bölgedeki siyasi/güvenlik krizleri nedeniyle okul 1916 yılında eğitime ara vermek zorunda kaldı. Kampüs bir süre Osmanlı askerî birlikleri tarafından kışla/hastane olarak kullanıldı.

Geçici Yeniden Açılış (1919): Savaşın ardından 1919’da okul kısa bir süreliğine tekrar faaliyete geçtiyse de bölgedeki siyasî ve askerî tansiyon çok yüksekti.

3. Kapanış ve Selanik’e Taşınma (1921 – 1924)

Kapatılma (1921): Millî Mücadele döneminde okul yönetiminin ve bazı öğrenci/öğretmen yapılaşmalarının (özellikle Pontus yanlısı faaliyetler ve gizli cemiyetlerle ilişkilendirilen bazı kadrolar) Türk otoritesiyle karşı karşıya gelmesi ve çetin güvenlik soruşturmaları/yargılamalar sonucunda, 1921 yılında yeni Türk hükûmeti tarafından faaliyetleri tamamen sonlandırıldı.

Yunanistan’a Nakil (1924): Merzifon’daki varlığı sona eren kolej, yöneticileri ve misyonerlerin çabalarıyla 1924 yılında Yunanistan’ın Selanik kentinde yeniden kuruldu. Günümüzde hâlâ Selanik’te aynı isimle (Anatolia College) eğitim faaliyetine devam etmektedir.

Merzifon’daki Binaların Sonrası: Merzifon’da boşalan kampüs binaları uzun yıllar Türk askerî birimleri ve askerî hastane tarafından kullanılmıştır.

1. Merzifon Koleji ve “Yitik Lale” Vakası

Kolejli Bilim İnsanı: 19. yüzyılın sonlarında (özellikle 1890’lı yıllarda) Merzifon Amerikan Koleji’nde görev yapan akademisyenlerden/öğretmenlerden biri olan Prof. John Manissadjiad, Amasya ve Merzifon kırsalında doğa araştırmaları yaparken bölgeye özgü eşsiz bir yabani lale türü keşfetmiştir.

Avrupa’ya Gönderilen Soğanlar: Kolejdeki bu araştırmacılar ve botanik meraklısı misyonerler, topladıkları bu endemik lale soğanlarını ve tohumlarını incelemek ve koleksiyonlarına katmak üzere Avrupa’daki botanikçilere ve müzelere göndermişlerdir.

Doğada Yok Olma Süreci: 1896 yılında Merzifon civarında kayıtlara geçen bu son örneklerden sonra, bölgedeki doğal lale soğanları yabancı koleksiyoncuların yoğun ilgisi, yerel tahribatlar ve botanik meraklılarının toplama faaliyetleri nedeniyle uzun yıllar doğada tamamen tükenmiş (yitik) hale gelmiştir.

Avrupa Bahçelerinde Yaşaması: Merzifon’dan o dönemde Avrupa’ya (özellikle Almanya ve Hollanda’daki botanik bahçelerine) götürülen bu soğanlar sayesinde tür tamamen yok olmaktan kurtulmuş, yıllar sonra Türkiye’ye (TEMA Vakfı ve botanikçilerin girişimleriyle) geri getirilerek anavatanında yeniden üretilmeye başlanmıştır.

2. Dönemin Eğitimcilerinin Bilimsel ve Casusluk/Toplayıcılık Faaliyetleri

Osmanlı döneminde Anadolu’da görev yapan Amerikalı ve Avrupalı misyoner/eğitimcilerin bir kısmı aynı zamanda coğrafya, jeoloji, arkeoloji ve botanik alanlarında amatör veya profesyonel araştırmalar yapıyordu:

Bitki Avcılığı (Plant Hunting): 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında Batı’da egzotik bitkilere ve endemik türlere çok büyük bir ilgi vardı. Merzifon Amerikan Koleji gibi yükseköğretim kurumlarında görev yapan Batılı öğretmenler, hafta sonu gezilerinde veya yaz tatillerinde Anadolu’nun dağlarını gezip bitki, kelebek ve tarihi eser örnekleri topluyorlardı.

Osmanlı Yönetiminin Tepkisi: Bu tür “toplayıcılık” faaliyetleri dönemin Osmanlı idaresi tarafından zaman zaman şüpheyle karşılanmış, özellikle antik eserlerin ve nadir bitki/tohum genetik kaynaklarının izinsiz şekilde dışarıya çıkarılması bir tür kaçakçılık (hırsızlık) olarak değerlendirilmiştir. Ancak o dönemdeki zayıf denetimler ve misyoner okullarının imtiyazlı konumları nedeniyle bu faaliyetler uzun süre engellenememiştir.

Özetle; Merzifon Amerikan Koleji’ndeki eğitimcilerin lale soğanlarıyla olan ilişkisi, dönemin “botanik hırsızlığı” veya izinsiz genetik kaynak toplayıcılığı ekseninde gerçekleşmiş; bugün “Yitik Lale” olarak bilinen Amasya lalesinin centuries sonra yeniden keşfedilmesine yol açan tarihî bir süreci tetiklemiştir.

Fakat şu bir gerçektir ki, Amasya lalesinin avrupaya gidişi Lale Devri ile başkamıştır. Amasya Lalesi Osmanlıya Lale Devrini, Avrupa’da ise lale borsadını başlatmıştır. Amasya lalesi, Hollanda lalesi olarak bildiğimiz lalenin ta kendisidir.

    Silvan Güneş | Biyografi Yazarı, Folklor Araştırmacısı, Yönetim ve Organizasyon Bilim Uzmanı, Kültür Mirası ve Turizm Öğrencisi / Mezun Adayı

    Bir yanıt yazın