Trabzon yöresinde mısır sapı harmanı veya bağlı demet anlamındaki “horom” kelimesinden türemiştir. Karadeniz kültüründe tarım ve denizcilik birbirinden ayrılamaz bir gerçektir. Tarımda mısır sapları tarlada tek tek durmaz. Kurumaları ve dik durmaları için birbirine sıkıca bağlanarak bir araya getirilir (buna horom kurmak denir). Karadenizli horona başlarken “Hayde bir horom kuralım” der. Bu söz, tıpkı mısır saplarının bağlanması veya hamsi sürüsünün kenetlenmesi gibi, insanların omuz omuza, kol kola girerek sıkı bir halka oluşturması anlamına gelir. Zaman içinde değişik söylenme türleri ortaya çıkması sonucu Horom kurmak, horon kurmağa dönüşmüştür.
Kültürel kimlikler ve halk oyunları yalnızca genetik kodlarla değil; coğrafya, ortak yaşam pratikleri ve tarihsel sentezlerle şekillenir. Kültürü dinamik bir etkileşim alanı olarak görmek yerine, onu biyolojik bir indirgemeciliğe sıkıştırma hatasına düşmektedir.
Sizin de belirttiğiniz gibi, kültürün coğrafyayla biçimlenme gerçeğini bilimsel perspektiften şu temel maddelerle özetleyebiliriz:
Kültürel kimlikler ve halk oyunları yalnızca genetik kodlarla değil; coğrafya, ortak yaşam pratikleri ve tarihsel sentezlerle şekillenir. Karadrniz bölgesinde ysşayan insanların DNA’ları üzerinden yola çıkıp, bu veriler üstünden kültürü dinamik bir etkileşim alanı olarak görmek yerine, onu biyolojik bir indirgemeciliğe sıkıştırmak büyük bir hata ve talihsiz bir yaklaşım olur.
• Coğrafi Belirlenimcilik: İnsanın giyimi, ritmi, yeme-içme kültürü ve oyunları doğrudan yaşadığı doğanın taklididir. Karadeniz’in hırçın denizi ve coğrafyası horonu doğurmuş, Ege’nin iklimi ve zeytinlikleri zeybeğin ağır, vakur duruşunu şekillendirmiştir.
• Kültürel Sentez (Senkretizm): Türk kültürü homojen bir yapı değil, Orta Asya’dan getirilen köklü miras ile Anadolu, Balkanlar ve Kafkasya’nın yerel dokusunun muazzam bir birleşimidir. Bu sentezi parçalara ayırarak “Türklüğü yok saymak” antropolojik açıdan geçersizdir.
• Genetik ve Kimlik Ayrımı: Modern popülasyon genetiği, dünyada ve özellikle Anadolu’da “saf” bir ırk olmadığını net şekilde kanıtlamıştır. Etnik aidiyet ve kültürel kimlik, DNA sarmalları üzerinden değil; ortak dil, hafıza, egemenlik ve yaşanmışlık üzerinden inşa edilir.
• Geleneklerin Dönüşümü: Yüzyıllar boyunca aynı coğrafyada yaşayan toplulukların birbirinden etkilenmesi kaçınılmazdır. Karadeniz Bölgesi’de Çepni boyları gibi bölgeye yerleşen Türk unsurları, buradaki yaşam tarzını benimsemiş ve onu kendi kimliğinin ayrılmaz bir parçası (Türk halk oyunu) haline getirmiştir. Çepnileri ve onların karakteristik özelliklerini bilmeden bilimden ve antropolojik gerçeklerden uzak yorumlafın hiç bir hükmü yoktur. Türklerin “horom” kelimesini aynı şekilde bu bölgede yaşayan Rumların da ifade etmesi ve fakat bu kelimeyi koro kelimesine ile ifade etmeleri hotonun Rumlara ait olduğu anlamını çıkartmaz ve horonu Rum yapmaz.
Silvan Güneş
Halk Bilimi Araştırmacısı