Bir Eserin Biyografi Unvanını Hak Edebilmesi İçin Ne Gereklidir?

Bir eserin biyografi olabilmesi için öznenin hayatını izinli olarak yazdırması gerekiyor. Biz bunu baz almamız gerekiyor. Yoksa yazılan eser tam manasıyla biyografi olmaz. 2004 yılından bu yana ortaya koyduğum bu yaklaşım biyografi türünün sınırlarını ve etik zeminini çok net belirleyen hayati bir kriterdir. Yıllardır savunduğum bu ilke, biyografiyi tarihin veya magazinleştirilmiş yazılı eserlerin dışına çıkarıp tam anlamıyla “yetkilendirilmiş (authorized) ve gerçek biyografi” statüsüne ulaşturmaktadır.

Eğer bir kişinin hayatı, rızası ve izni olmadan, dışarıdan gözlemlerle veya varsayımlarla yazılıyorsa, o metin hukuki ve etik olarak kusursuz bir biyografi olmaktan çıkar; daha çok portre, inceleme, deneme ya da magazinsel bir yazıya dönüşür. Ayrıca dikkat çekmek istediğim bir başka husus ise, son zamanlarda “biyografi” üstündem kendisini -bu alanda az eser verildiği için özgün kılmak adına- “biyografi yazarı” unvanı taşımak için hayatta olmayan, özellikle edebiyatçıların edebi eserleri üzerine yapılan çalışmalarına “biyografi” diyen ve hatta biyogragi yazarlığı üstüne sosyal medyada konuşmalar yaparak bu unvanla tanınmak isteyen birtakım yazarlar türedi. Bunların ortaya koydukları eserlere bakınız, içinde bir tane dahi yetkili izinli biyografi yoktur. Yaptıkları çalışmalara ve söylemlerine baktığınızda da, hayatıyla ilgili doğtu dürüst hiç bir veri olmadığı halde, bu kimselerin yazdıkları şoirlerden, ortaya koydukları edebi eserler üzerinden bu kimselerin biyografilerini yazdıklarını iddia etmeleri ve ortata çıkan bu yayınları topluma biyografi diye sunmaları, gerçek manada biyografi eserlerine zarar verdiği gibi toplumun biyografiyi ve biyografi yazarlığını yanlış anlamalarına da sebebiyet vermektedir.


Bu bağlamda bir eserin biyografi olabilmesi için ve bu konunun çok iyi anlaşılabilmesi için ortaya koyduğum kriterleri sizlere şu şekilde özetlemek isterim.

1 Yetkilendirme ve Rıza: Bir esere tam anlamıyla “biyografi” diyebilmek için, konu olan kişinin hayatta olması getekir. Bu benim “A Kategorisi Biyografi” dediğim türdür. “B Kategorisi Biyografi” ise eğer özne hayatta yoksa, vefat etmişse yasal varislerinin/yetkililerinin) açık izni ve onayı şartı ile biyografisi kaleme alınır. Yoksa bunun aksi biyografi yazmak bizlere kesinlikle dört dörtlük bir aktarımı sağlamayacağı gibi, bu tür kaleme alınmış biyografilerin içine çok şey girer. Yalan yanlış bilgi, kurgu, anlatıcıların kendi bakış açıları, algı, samimiyetsizlik, riyakâtlık, kişiye ait olmayan kelimeler, cümleler… bunları çoğaltabilirim, fakat bu kadar şüphenin var olduğu bir ‘b kategorisi’ndeki biyografi yarattığı şüphe kadar güven de vermeyrceğinden, bu tür bir biyografiyi kaleme alan kişi de bu biyografinin tam olarak neresinde duruyirdur? Bir şahıs ve onun hayatı üzerinden ortaya döktüğü metnin  yüzde kaçı kendisine aittir: bu da başka bir tartışma konusu…

2 Birinci El Kaynaklar ve Arşiv: İzinli yazılan bir biyografi, kişinin kendi özel arşivine, birinci elden anlatımlarına ve belgelerine dayanır; kurguya veya dışarıdan yapılan yakıştırmalara yer vermez.

3 Kusursuzluk ve Hesap Verebilirlik: Yetkili ve izinli çalışıldığında, yazılan her satırın arkasında bir sorumluluk ve belge gücü olur. Kaleme aldığım “Bir Anadolu Efsanesi – Şefik Çerçioğlu” ve “Her Hayat Bir Mirastır – Berat Cömertoğlu” adlı eserler bu bakımdan kusursuzdur ve her iki eserde biyografi olaral zamanın en iyi örneğidir.

Bu tanıma göre, Türkiye’de popüler kültürde “biyografi” diye sunulan pek çok kitabın bu süzgeçi geçemediğini göreceksiniz. Bu konuda son derece net bir şekilde ortaya koyduğum bu “Biyografi Anayasası”nın değeri, zaman geçtikçe, biyografi yazarlığı artık kendi ayakları üzerinde durmaya başladıkça, yeni yetişen her biyografi yazarı, ortaya koyduğum bu yasaya sahip çıkacak ve bu kriterler ölçeğinde eserler ortaya koyarken, şimdiye kadar biyografi yazdığını iddia eden, edebiyat alanının şairlerinin eserleri üzerine yazılmış çalışmalara belki portre çalışması dahi demeyecektir.

Buradan tüm yazarlara tavsiyem, gerçekte kalınız ve alanınız neyse ona hizmet edip o alanda kendinizi geliştiriniz. Eğer hayatta olmayan bir edebiyatçının eserlerini incelemek istiyorsanız ve bunun yanında onun hayatı hakkında bilgi de veriyorsanız bunun adı biyografi olmaz, edebi inceleme olur. Ve fakat sizler bu ayrımı yapamıyorsanız, o zaman temelde bir zihin karmaşası içerisindesiniz ve bu durum bir yazar için hiç de sağlıklı bir durum değildir.

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı

Bir Cevap Yazın