
Bugün gencecik bir meslektaşımı, Irmak Ayşe Koparan Öğretmen’imizi, kalbimde tarifsiz bir keder ve dindirilemez bir öfkeyle sonsuzluğa uğurluyorum… Onun o sinsi mobbing, psikolojik şiddet ve abluka yüzünden hayattan koparılışı, toplum olarak ne kadar korkunç bir noktaya geldiğimizin en acı, en trajik kanıtıdır.
Siz sadece Ağrı’da bir köy okulunda işini layığıyla yapmaya çalışan Irmak Ayşe Koparan’a mobbing uygulayan, mazbut müdür yardımcısı Melâhat İleri’nin mi bu işlerde çok mahir olduğunu düşünüyorsunuz? Dışarıda ‘kadın hakları’ maskesi takıp, meydanlarda en ön safta saf tutan; ama gerçek hayatta bizzat hemcinslerine karşı her türlü çirkinliği, çekemezliği ve kıskançlığı reva gören nice iki yüzlü kadınların gizlenemez zulmünün boyutlarını da görmezden gelmemek gerekiyor.
Bu cümleleri yazarken, meseleye kesinlikle kadın erkek meselesi olarak görmediğimi, malzemenin insan olduğunu, fakat ne yazık ki özellikle hemcinslerimin eğer bir yerde kadın kadına bir dayanışma içine girmişlerse, onların istemedikleri bir şeyi gerçekleşmemesi için her şeyi profesyonelce, en kusursuz bir şekilde nasıl bozacaklarını çol iyi biliyorum. O sebeple kurbanlık koyun olduğunun farkında olmayan erkeklerin, tüm bu oyunlara nasıl geldiklerini düşünemeyecek kadar saf olduklarına teessüf etmekten başka bir şey gelmiyor elden…
Ben ardından hiç iz bırakmadan bir insanın hayatını ablukaya alan, erkeklerin kafasını sinsi fısıltılarla çelen o kadın figürleri çok gördüm. Bu sinsi mobbing çetesi inanın hayatımızın her alanında var. Genellikle bunlara maruz kalanlar, dürüst, çalışkan, maskesiz insanlardır. Gerçek sevgiyi, bağı kıskançlıkla koparmaya kalkan bu çatal dilli zihniyet, nice insanın ayrılığına, gözyaşına ve en acısı da Irmak Ayşe’miz gibi canların yok olup gitmesine sebebiyet veriyor. Altını çize çize söylüyorum bunu, bu gibi insanları çok uzaklarda aramayınız, her gün görüştüğünüz insanların içinde var bunlardan, fakat siz onlarla sohbet, muhabbet içinde olduğunuzdan tehlikede olan, onun bu yüzünü göten zaten siz olmayacaksınız!
Arkadan her türlü kuyuyu kazan insanlar, iz bırakmama, iftira atma, meseleye hemen müdehale edip insanların duygularını değiştirmek için türlü hikâyelerle akıl çelmesini, büyük bir yıkım veya bir kayıp belirdiğinde de anında en masum, en melek maskelerini takmayı iyi bilirler. Kendi iradesini, aklını ve kalbini o sinsi fısıltılara, çevre baskılarına ve manipülasyonlara teslim eden, yüzleşmekten korkan ve kaçan iradesiz erkekler ise, ancak kendi kendileriyle baş başa kaldıklarında, derin ruhsal yoksulluk zamanda daha da vurduğunda -biraz zekilerse- anlamaya başlarlar; fakat konduramazlar da, çünkü kurulan bağlar buna müsade etmeyebilir!
Öğretmen Irmak Ayşe Koparan, bu mobbing denilen ve insanın hayatını karartan ağır sopanın darbelerine dayanamadı. Çünkü karşısında ona inanmış, Ayşe Koparan’ı iki dudağı arasına sıkıştırmış birçok kafa vardı! Boş kafa!… Başkalarının aklına ve dolduruşuna bakarak hareket etmeyi seçenler bugün Ayşe’ye kaybettirdiler. Ayşe’nin duyguları, yüreği bunu kaldıramadı. Bugün bir cumhuriyet öğretmeni olarak meslektaşımın tabutuna omuz verirken, hayatımı kuşatan bu sinsi, manipülatif kadın tiplerine ve onların baskılara boyun eğen zavallı iradesizliklerin korkunçluğuna nasıl yanacağımı bilemez bir üzüntüyle tarihe bir kez daha not düşüyorum. Umarım herkes, etrafını saran o sahte aynaları parçalar ve gerçeğin, dürüst bir yüzleşmenin asaletine uyanır. Çünkü hayat, başkalarının sinsi senaryolarına piyon olunamayacak kadar kısa, gerçek ve kutsaldır.
Silvan Güneş
Biyografi Yazarı