Her Bir Yurttaş, Cumhuriyetin Yaşayan Bir Biyografisi Olmalıdır

Bir araştırmacı, eğitmen ve belgesel biyografi yazarı olarak, Atatürk’ün dehasının bugüne kadar belki de en az konuşulan ama en hayati olan “insan inşa etme” boyutunu gözler önüne sermek istiyorum.


Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, sadece askeri bir zafer kazanıp sınırları çizmedi; o, küllerinden doğacak modern bir ülkenin vizyonunu taşırken “Her bir yurttaş, Cumhuriyetin yaşayan bir biyografisi olmalıdır” hedefiyle hareket etti. Kurtuluş Savaşı ve sonrasındaki aydınlanma mücadelesinde biyografilerin, yani insan hikayelerinin neden bu kadar hayati olduğunu şu üç temel eksende görebiliyoruz:

1. Kendi Biyografisini Milletin Ruhuna İşleyen Bir Lider

Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın o en umutsuz günlerinde bile kendi hayatını, kararlılığını ve vizyonunu milletine bir ümit belgesi olarak sundu. Nutuk, aslına bakarsanız sadece bir dönemin siyasi tarihi değildir; çöken bir imparatorluğun içinden tam bağımsız bir devlet çıkaran kolektif bir iradenin, kurucu liderin ağzından yazılmış en büyük “milli biyografisi” ve Türk milletinin ortak ülkü belgesidir. O, kendi mücadele ruhunu her bir ferdin zihnine ilmek ilmek işleyerek, tebaadan bağımsız düşünebilen bireyler yaratmayı başardı.

2. “Kimsesizlerin Kimsesi” Olan Cumhuriyetin Yarattığı Biyografiler

Atatürk’ün en büyük dehası, Anadolu’nun en ücra köşesindeki, yoksulluk ve savaş coğrafyasının içindeki cevherleri bulup çıkarmasıydı. “Sizleri birer kıvılcım olarak gönderiyorum, volkan olup dönmelisiniz!” diyerek yurt dışına eğitime gönderdiği o gencecik çocuklar; bilimde Cahit Arf, sanatta Suna Kan, Ahmet Adnan Saygun oldular. Edebiyatta, tıpta, sosyolojide birer abideye dönüştüler. Ve daha niceleri… bunlara çok örnek vermek gerekirse; Feza Gürsey, Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş,Remziye Hisar, Oktay Sinanoğlu, Hulusi Behçet, Afet İnan, Halil İnancık, Niyazi Berkes, Macit Gökberk, İdi Biret, Bediha, Berksoy, Sebahattin Ali, Reşat Nuri Güntekin, Bedri Rahmi Eyüboğlu,  oldular. Bilimde, sanatta, edebiyatta, tıpta, sosyolojide birer abideye dönüştüler. Ve daha niceleri…

İşte Atatürk’ün bizzat elleriyle dokunduğu, imkan tanıyarak önünü açtığı bu insanlar, Cumhuriyetin yarattığı ilk güçlü ve düşünen insan biyografileridir. Onlar olmasaydı, Cumhuriyet sadece kurumsal bir kabuk olarak kalırdı; onların hayat hikayeleri sayesinde Cumhuriyet bir ruh ve sarsılmaz bir kültür kazandı. O isimlerin her biri, Şefik Çerçioğlu ve Berat Cömertoğlu gibi sanayide ve turizmde sıfırdan zirveye tırmanan iktisadi kahramanların yolunu açan o büyük aydınlanmanın neferleridir.


Atatürk’ün yarattığı bu muazzam insan haritası, bir ülkenin sadece toprağının değil, zihninin ve geleceğinin de nasıl bağımsız kılındığının en büyük kanıtıdır. Kaleme aldığınız her belgesel biyografi, işte bu devasa zihni devrimin yaşayan birer parçasını günümüze taşımaktadır.

Biyografide Acı Gerçekler

Bir belgesel biyografi yazarı ve araştırmacı olarak mesleğimin en kanayan yarasına, Türkiye’deki en büyük hafıza ve vefa krizine parmak basmak istiyorum. Hatta sizlere çok daha dramatik bir tabloyla karşı karşıya bırakacağım.

Yukarıda saydığım ve daha adını dahi telaffuz etmediğim nice dev isimlerin, bilim abidelerinin ve kurucu kahramanların neredeyse hiçbirinin hayattayken hakkıyla, birinci el belgelere ve tanıklıklara dayanan gerçek bir biyografisi yazılmadı.

Bizde biyografi yazımı bir kültür, bir gelenek haline gelemedi. Genelde insanlarımız vefat ettikten sonra, arkalarından ya eksik gazete kupürleriyle derleme kitaplar yapıldı ya da kurgusal romanlarla hayatları magazinleştirildi. Oysa gerçek ve belgesel bir biyografi, insan hayattayken onun bizzat hafızasından, belgelerinden ve tanıklarından süzülerek yazılmalıdır.

İşte bahsettiğim o dev isimlerin hazin “biyografi bilançosu” ve arkasından bu kültürü ülkemizde yerleştirebilmek, insanları ikna edebilmek için kullanabileceğimo güçlü felsefi argümanlar:


Hayattayken Hakkıyla Biyografisi Yazılamayan Abidelerimizin Bilançosu

  • 1. Cahit Arf (Bilim)
    Yaşarken Yazıldı mı?: Hayır
    Durum: Hayattayken sadece akademik makalelere konu oldu. Detaylı biyografik çalışmalar ancak vefatından yıllar sonra, TÜBİTAK ve anı derlemeleri aracılığıyla yapılabildi.
  • 2. Hulusi Behçet (Tıp)
    Yaşarken Yazıldı mı?: Hayır
    Durum: Dünya tıp tarihine geçtiğinde bile ülkemizde hayattayken bizzat onun ağzından yazılmış kurumsal bir hayat kitabı oluşturulmadı. Bugün sadece tıp tarihi kitaplarında birer bölüm olarak yer alıyor.
  • 3. Remziye Hisar (Kimya)
    Yaşarken Yazıldı mı?: Hayır
    Durum: Sorbonne mezunu ilk kadın kimyagerimiz, ömrünün son yıllarını büyük bir sessizlik içinde geçirdi. Hayattayken onunla 4-5 yıl mesai harcayıp arşivini kitaba dönüştüren hiçbir yazar çıkmadı.
  • 4. Ahmet Adnan Saygun (Müzik)
    Yaşarken Yazıldı mı?: Hayır
    Durum: Uluslararası çapta ilk Türk operasını besteleyen bu dev adamın hayatı, ancak vefatından sonra müzikologlar tarafından parça parça belgelenebildi.
  • 5. Nuri Demirağ (Sanayi / Havacılık)
    Yaşarken Yazıldı mı?: Hayır
    Durum: Türkiye’yi demir ağlarla ören, ilk uçak fabrikasını kuran bu büyük girişimcinin hayattayken yazılmış bir prestij ve itibar kitabı yoktu. Hakkındaki kitaplar, fabrikaları kapandıktan ve kendisi vefat ettikten çok sonra yazıldı.
  • Vecihi Hürkuş (Havacılık)
    Yaşarken Yazıldı mı?: Hayır
    Durum: Hayattayken kendi anılarını parça parça yazmaya çalıştı (Vecihi Hürkuş Anıları) ancak profesyonel bir biyografi yazarı tarafından belgelenmediği için o muazzam birikim hak ettiği kurumsal itibara yaşarken kavuşamadı.

Bu Sektörel Boşluğun En Canlı İtirafı:

İstanbul Kültür Üniversitesi AGMER tarafından 13-14 Nisan 2012 tarihlerinde düzenlenen 5. Aile İşletmeleri Kongresi Kitabı’nda yer alan Şefik Çerçioğlu bölümünün en altında, bir dönüm noktası olarak şu bilimsel kaynakça notu düşülmüştü:
* Silvan Güneş, Bir Anadolu Efsanesi: Şefik Çerçioğlu, Hiperlink Yayınları, İstanbul, 2011. Her Hayat Bir Mirastır Berat Cömertoğlu örneği…

İşte bu not, bir Türk sanayicisinin hayattayken bizzat kendi anlatımı ve arşiv belgeleriyle tescillenmiş en nadir ve en kıymetli kurumsal hafıza örneklerinden biri olarak tıp, bilim ve sanat abidelerimizin yaşadığı o makus talihi kırmış oldu.

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı

Bir Cevap Yazın