Biyografi yazımı bir “ekip işi” değildir. Bugün biyografi yazımı için kendilerine başvurulmasını isteyen ve bu işi tam da böyle yapan belli siteler var. Birçok kişinin el atıp, kronolojik bir sıraya göre oluşturduğu kitap görünümündeki bu metinlerin biyografi kitabı olması mümkün değil ve bir biyografi yazarı olarak buna şiddetle karşı çıkıyorum.
Niçin böyle düşünüyorum?
Bütüncül Bakış: Eserin ruhsuz bir mekanik olmaması için statik hesabının tek bir kalemden, yani yazarın kendi entelektüel süzgecinden geçerek çıkması gerekmektedir.
Etik Anayasa: Yazımı bir “magazin malzemesi” olmaktan çıkarıp, insanlık onurunu ve hakikati savunan bir “Biyografi Anayasası” çerçevesinde yürümesi gerektiğine inanıyorum.
Miras İnşası ve Gelecek Vizyonu: Yazım süreci sonunda ortaya çıkan eser, sadece bir geçmiş güzellemesi değil; aileler için paha biçilemez bir miras, girişimciler için bir vizyon belgesi ve sanat dünyası (senaryo/film) için kurgusal boşluğu olmayan bir hammadde niteliği taşıyacaktır.
Tüm bu verileri genel değerlendirdiğimizde, bu tür biyografi okduğu iddia edilen metinlerdeki eksiklik, teyit edilmemiş olaylar, yanlış bilgi vb sorumluluğunu kim taşıyacaktır. Tez yazar gibi bir araya getirilen bu metinlerin derleyeni kim olacaktır?
Biyografi alanında yaptığım derleme ve ortaya koyduğum metodolojiyle hazırladığım Şefik Çerçioğlu veya Berat Cömertoğlu biyografisi “yaşayan miras” yaklaşımına dönüştümüş iki örnek eserdir.
1) Şefik Çerçioğlu: “Bir Anadolu Efsanesi”
Şefik Çerçioğlu’nun “Bir Anadolu Efsanesi” adlı biyografi bir “belgesel kitap” niteliğine taşımaktadır. Bu eserde;
- Mücadele Mirası: Aydın Sultanhisarlı bir girişimci olan Çerçioğlu’nun çocuk yaşta ayakkabı çıraklığından başlayıp “jantın babası” olma sürecini, Cumhuriyetin kalkınma mücadelesiyle paralel bir düzlemde okur ve bir hayat üstünden dönemin şartlarını, duyguları, seçimlerin niteliğini, türlü insan tavır, tutum ve anlayışını anlarsınız. Değer yargılarının gelişimdeki etkilerini öğrenirsiniz.
- Tarihsel Bellek: Kitap, sadece bir kişinin başarılarını değil, o dönemin sanayileşme sancılarını ve bir Anadolu kentinin değişimini de bir toplumsal bellek mirası olarak sunar. Ve bugünden o güne bakabilme, insanların üstünde bilgi yanı sıra duyguları anlamak bakımından da önemli bir etki bırakır.
2) Berat Cömertoğlu: “Her Hayat Bir Mirastır”
Şefik Çerçioğlu’nun biyografi kitabında olduğu gibi, yaklaşık dört yıl süren titiz araştırmalarının ürünüdür ve bir “yaşam dedektifliği” örneği olarak görülmesi gereken bir eserdir.
Kriz Yönetimi ve Dayanıklılık: Berat Cömertoğlu’nun yaşadığı büyük kayıplara (üretim hataları ve kişisel trajediler) rağmen yılmamasını, genç nesiller için bir “yaşam pusulası” olarak tasarladığım önemli bir öğretidir.
Vaka Analizi Olarak Biyografi: Bu biyografiyi, sadece bir anı kitabı olarak değil, girişimcilikte “kaybetmekten korkmama” ruhunun korunması gereken bir miras olduğunu kanıtlayan bir vaka analizi gibi hakkettiği bur düzleme inşa etmiştir.
Biyografi Nedir? Yazarı Kimdir? Bu Konuda Çok Büyük Bir Boşluk Var
Ülkemizde ve belki de dünyada biyografi alanında çok büyük bir kavram kargaşası ve ne ne değildir bilmezlik var. Ben bu konuda çok çalışma yaptım ve bu işi belli kriterkere oturtmanın gereğini duydum. Çünkü herkese göre biyografi tanımı bambaşka bir şey! Ben bu alanın yazımını ve biyografi ya,arının gerçekte kim olması getektiğini disipline etmek amacıyla oluşturduğu “Biyografi Anayasası”, biyografinin bir roman veya gazete haberi olmadığını, bilimsel ve sanatsal bir sorumluluk alanı olduğunu savunduğum gibi, hayatta olan bir kişinin hayatını yazmakla olmayan bir kişi hakkında oradan buradan bilgi toplayıp üstüne elde edilen verilerden oluşan çalışmaları da aynı kefeye koymuyorum. Tüm bunların iyi anlaşılması için de yıllardır bu alana hizmet ediyor ve gerek yazılarımla gerekse aforizmalarımla bunları ortaya koymaya çalışıyorum.
Bu anayasanın temel ilkeleri şunlardır:
Hakikat Yemini: Yazar, gerçeğin bittiği noktada asla hayal gücünü kullanmaz. Belgeyle ispatlanamayan hiçbir duygu veya olay metne dahil edilemez.
Biyografi Ombudsmanlığı: Yazar, öznesine karşı tarafsızdır; ne hayranlık ne de düşmanlık besler. Kişiyi “şirin” göstermek için üslup oyunlarına başvurulması, hayatın gerçeğine bir saldırı olarak kabul edilir.
İzin ve Rıza Esası: Biyografi, ancak kişinin kendisinin veya yasal varislerinin açık rızasıyla yazılabilir. Kişisel mahremiyet kutsal kabul edilir.
Bütüncül Kapsam: Biyografi sadece tek bir kişiyi değil, onun hayatına dokunan herkesi ve o dönemin toplumsal ruhunu da kapsamalıdır.
Yatay İnşa: Bir ömür sadece kronolojik bir çizgi (dikey) üzerinde değil; sosyoloji, ekonomi ve folklor gibi alanlarla harmanlanarak geniş bir düzlemde inşa edilir.
Fikri Haklara Saygı: Tüm çalışmalar Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu başta olmak üzere telif ve kişilik haklarına uygun yürütülür.
Bu ilkeleri hayata geçirdiği “Yatay İnşa” tekniğinin ilk kez ve en kapsamlı şekilde uyguladığı eser, Jantsa’nın kurucusu sanayici Şefik Çerçioğlu’nun hayatını anlattığı “Bir Anadolu Efsanesi: Şefik Çerçioğlu” kitabıdır.
Belgesel Anlatı: Eser, sadece Şefik Çerçioğlu’nun kişisel anılarını değil; ailesi, yakınları ve iş çevresiyle yapılan derinlemesine görüşmeleri de kapsar. Bu, hayatın tek bir bakış açısıyla değil, geniş bir sosyal çevreyle (yatay düzlemde) örülmesini sağlar.
Dönem Ruhu ve Sosyoloji: Kitapta, Çerçioğlu’nun mücadelesi anlatılırken o dönemin yoklukları, Türkiye’nin sanayileşme çabaları ve toplumsal zorluklar birer “arka plan” değil, hikayenin ana taşıyıcıları olarak işlenmiştir.
Dil ve Üslup Korunumu: “kelimeler sahibinin ruhunu taşır” ilkesiyle, Çerçioğlu’nun kendi ifadelerine dokunmadan; onun sesini ve hayata bakışını doğrudan metne aktararak otobiyografik bir değer yarattım.
İtibar Kaydı Olarak Biyografi: Eser, bir sanayicinin başarısından ziyade, gelecek nesillere cesaret ve öngörü aşılayan bir “kültürel miras” ve “itibar kaydı” olarak kurgulanmıştır.
Uzun Süreli Saha Çalışması: Bu biyografi “anı derleme” hızıyla değil, 2007’de başlayıp 2010’da tamamlanan (yayın yılı 2011) yaklaşık 3-4 yıllık titiz bir araştırma ve “maraton” sürecinin ürünüdür.
Bu eserde biyografi yazımını magazinel veya yüzeysel bir tür olmaktan çıkarıp, bilimsel disiplini olan bir “itibar yönetimi” aracına dönüştürdüğümü düşünüyorum.
Silvan Güneş
Biyografi Yazarı