Biyografi Yazarlığı Liyakatin Hakikatin ve Sabrın Birleştiği Bir Belgesel Disiplindir

Türkiye’de biyografinin bilimsel bir kimlik kazanması için metodolojik disiplin bir tercih değil, zorunlu olmalıdır. Ülkemizde maalesef biyografi yazarlığınım ne olduğunu bilmeyen ve farklı dallarda yazı yazıyor, fikrini yazıyor, haber yazıyor, öykü yazıyor, roman, inceleme yazıyor, bir gazetede köşe yazarlığı yapıyor diye biyografi de yazabileceğini zanneden herkes bu işe el atmış… Ve sonuç olarak baktığımızda görüyoruz ki, bu eserlerin hiç biri okunmuyor veya hayatını yazdıranların adlarını bilsek dahi kitapta ne anlatıyor hiç birimiz bilmiyoruz. Çünkü bu kitaplar da aslında yazdıran tarafından okunsun diye değil, anılarını, hayat hikâyesini yazdırmış desinler diye yazdırılıyor. Mutlaka ki hayatım okunsun, evlat ve torunlarıma miras kalsın diyenler de var, fakat her kelimede çatallanıyor durum. Biyigrafi kitabı nedir? İçinde hangi bilgilere yer vetilmelidir, Her anlatılan kitapta yer almalı mıdır? Hayatı yazılan kişi bu kitapla topluma nasıl bir mesaj vermek istiyor? Çoğunlukla bu bilgilerle ilgilenen yoktur. Hem nasıl olsun ki! Hayatını yazdıran kişi acaba hayatı boyunca kaç kişinin hayatını okumuştur? Bu da işin başka bir yüzü…

Biyografi bir miras bırakma sürecidir. Yıllarım, biyografi nedir, niçin biyografiler yazılmalıdır, biyografi yazarı kimdir, bu iş nasıl yapılır, eksikletini anlatmala ve bunları belirleyip nice saptamalarımı sosyal medyada halka sunmakla geçti ve en sonunda “Biyografi yazarlığı doktrini” diyecek kadar bir biyografi yazarlığı anlayışı oluştu. Peki nedir biyografu? Biyografiyi bir “anı yazımı” olmaktan çıkarıp, belgeye dayalı, titiz bir belgesel anlatı ve bilimsel bir çalışma olarak ele alan metodolojik bir yaklaşımdır biyografi yazarlığı. “Biyografi Anayasası” olarak da adlandırdığım bu yaklaşım, özellikle “yatay inşa” disiplini, derin arşiv araştırması ve etik ilkelere bağlılık üzerine kuruludur.

“Silvan Güneş’in biyografi metodolojisi” olarak anacağınız bu disiplinin temel taşları şunlardır:

1. Metodolojik İlkeler (Biyografi Anayasası)

Derin Arşiv Taraması: Biyografi, sarsılmaz verilere dayanmalıdır. Bu kapsamda mektuplar, günlükler, resmi belgeler ve tapu kayıtları gibi birinci el kaynaklar titizlikle incelenir.

Yatay İnşa: Kişinin hayatı sadece kronolojik bir (dikey) akışla değil, dönemin ekonomik, kültürel ve coğrafi şartlarıyla birlikte “yatay” bir düzlemde, bağlamı içinde ele alınır.

Uzun Süreli Çalışma: Gerçek bir biyografi çalışması, belgelerin toplanmasından yazımına kadar uzun bir zamana (örneğin en az iki yıl veya daha fazla) ihtiyaç duyar; aceleye getirilmez.

Belgesel Anlatı: Biyografi, kurgu (roman) değil, belge ve tanıklıklara dayalı gerçektir.

2. Etik Duruş ve Mesleki Çerçeveİzin ve Rıza Esası:

Çalışmalar, kişinin kendisinin veya yasal varislerinin açık rızasına dayanır.

Kişisel Mahremiyet: Mahremiyet kutsaldır ve korunur.

Yazarın Yorumsuzluğu: Yazarın sürekli yorum yaptığı, kendi sesini ön plana çıkardığı bir yaklaşım yerine, belgelere ve kişinin kendi hayatının “sözüne” odaklanılır.

Liyakat ve Teknik Yetkinlik: Biyografi, donanımlı ve bu alanda uzmanlaşmış kalemler tarafından yazılmalıdır.

3. Biyografinin Amacı

Biyografi, bir insanın hayatını ebedileştirmek, şahsi tarihi kayıt altına almak ve aileye/insanlığa kalıcı bir miras bırakma amacı taşır. Biyografi yazarlığının Türkiye’de bilimsel bir kimlik kazanması ve kurumsallaşması, benim temel mücadele alanlarından biridir.

Özetle biyografi yazarlığını, “liyakatin, hakikatin ve sabrın” birleştiği, titiz bir belgesel disiplin olarak tanımlamak doğru olur. Eğer kayıt altına alınmasını istediğiniz bir hayatınız varsa bunun için mutlaka bana ulaşınız

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı, Metidoloğu, Danışmanı

silvangunes@hotmail.com

Yorum bırakın