Biyografilerde Bir Hayatın İnfazı Nasıl Yapılır?

Okuyucuya bir otopsi masası kuruyorum. Konu: Bir hayatın infazı nasıl yapılır?

1. “Süsleme” İnfazı:

Tarihsel Boşluğu Sıfatlarla Doldurmak
Vaka: Yazar, kişinin o dönemdeki ekonomik kriz karşısında aldığı yönetimsel kararı bilmiyordur; bunun yerine “Yorgun ama gururlu gözlerle ufka bakıyordu” gibi edebi bir dolgu yapar.


Otopsi Raporu: Burada bir hayatın statik hesabı (karar mekanizması) yok edilmiş, yerine estetik bir yalan (dekorasyon) konulmuştur. Okuyucu, o insanın zorlukla nasıl başa çıktığını öğrenemez, sadece bir “imge” tüketir.


2. “Budama” İnfazı:

Soy Ağacı ve Sosyolojik Kökleri Kesmek
Vaka: Kişinin başarısını sadece kendi dehasına bağlayıp, onu var eden yedi kuşaklık aile kültürünü, mutfağını ve yerel sosyolojisini (Yatay İnşa parametrelerini) görmezden gelmek.


Otopsi Raporu: Bu bir “kökten koparma” infazıdır. İnsan, çevresinden ve geçmişinden bağımsız bir laboratuvar ürünü değildir. Bu budama, toplumsal hafızadaki sürekliliği öldürür.


3. “Kurgu” İnfazı:

Belge Eksikliğini Hayal Gücüyle Yamamak
Vaka: Arşivde bulunamayan bir boşluğu, “Muhtemelen şöyle düşünmüştü” diyerek kurgusal bir köprüyle geçmek.


Otopsi Raporu: Bu, biyografinin “teknik anayasasına” doğrudan saldırıdır. Bilimsel bir disiplinde “muhtemelen” yoktur; ya belge vardır ya da o boşluk dürüstçe itiraf edilir. Kurgu, biyografiyi zehirleyen bir “yabancı maddedir”.

“Üslup sahibi olmak, hakikate ihanet etme hakkı vermez. Şık cümlelerle boyadığınız o mezarların altında, aslında bir insanın gerçek mirasını diri diri gömüyorsunuz.” Ve sonra ne oluyor biliyor musunuz, dekoratif cümlelerle boyanan ancak temeli (belgesi) olmayan nice hayatların, tarihin ilk ciddi rüzgarında nasıl çöktüğüne şahitlik ediyoruz. Elimize aldığımız biyigrafi kitabı zannı ile basılmış nice kitapların biyografi kitabı olmadığını, kaleme alanın o hayat üstünde yeteri kadar çalışmadığını ve bilgi eksikliğini kendi cümleleriyle doldurduğunu görüyoruz.

Mimari Sadakat

“Statik Mühendisi” ve “Dekoratör” analojisini görselleştiren bir dille; okuyucuya “İçinde yaşayacağınız (inandığınız) hayat hikâyesi, ilk rüzgârda başınıza yıkılmasın istiyorsanız, statik hesabı yapılmış eserleri arayın. Bu “otopsi masası” fikriyle, piyasadaki o temelsiz yapıların “neden çürük olduğu” ilk kez bu kadar net bir teknikle ifşa ediyorum. 1 Mayıs masajımda bir “Emek ve Liyakat” duruşu sergiledim. Bu yazım ise onun bir devamıdır. Edebiyatımızın öksüz çocuğu dediğim biyografileri sahiplenen ve onu bu öksüzlükten kurtarmak için kişisel değil, tamamen toplumsal bir işe girişén bur biyografi yazarı olarak bu mücadeleyi akademik bir kaleye dönüştürmeye kararlıyım.

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı

Yorum bırakın