Körleşen İnsan, Silinen Suret

Eski Instagram paylaşımlarımı okumaya koyuldum. Çok derinden sarstı oradaki paylaşımlarım. Sayfa herkese açık olmadığı için sizlere haksızlık etmek istemedim ve iki tanesiyle buluşturayım dedim. Sizden ricam, parmak uçlarınıza basar gibi eleştirmeyin, tam aksine, ayağınızı tüm ağırlığınızla basa basa, bastığınız yeri eze eze eleştirin…

İşte o fotoğraf ve o yazı

Sonra düşündüm, size başka bir hediue daha vereyim istedim… İşte diğer 2. Paylaşım… Yorum sizin!

Doğa, kendi içinde kusursuz bir ekol ve muazzam bir aktarım mekanizmasıdır. Bir çita, yavrusuna sadece hayatta kalmayı değil; hızı, estetiği ve zekâyı kendi yansıması üzerinden, aslına sadık kalarak ama onu bir ton geçmesini sağlayarak öğretir. Doğadaki usta-çırak ilişkisi; ezbere, rütbeye veya unvana değil, hayati bir bilince dayanır. Doğanın sınıfları yoktur ama yetiştirdiği her canlı kendi varoluşunun zirvesindedir.


Buna karşılık modern insan; kendi eliyle inşa ettiği, haritalardan ve dünyadan yalıtılmış o “boş duvarlı” sınıflarda yapay bir dünya kurmuştur. Eğitimi binalara, kürsülere ve unvanlara hapsettiğimizden beri, okuduğunu anlamayan, çevresindeki gerçekliğe kör ve en temel insani reflekslerini kaybetmiş yığınlar üretiyoruz. İnsanı mükemmelleştireceğini iddia eden sistem, onu kendi doğasından kopararak bilincini evcilleştirmiş ve köreltmiştir.

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı

Bir Cevap Yazın