Her Çağda Çocuklardan Şikâyet Var!

Şunu çok net ifade etmeliyim ki benim öğrencilik yıllarımda da öğretmenlerim, dışarıda halk herkes bizleri beğenmiyor, şikayetçi ve hiç ümit vaat etmiyorlardı. Fakat küçük bir araştırma yaptığımda gördüm ki bu durum aslında tarihler boyunca hep böyleymiş. Özellikle Sümerlerin eğitim konusunda kil tabletlere yazdıkları bilgiler hem Sümerlerin eğitime bakış açıları hem de dönemin eğitimci ve çocukları konusunda bizlere oldukça kapsamlı bilgiler vermektedir. O nedenle özellikle Sumerolog İlmiye Çığ’ın Sumerler hakkında yazdığı tüm eserleri okumanızı tavsiye ederken şunu da hatırlatmak isterim ki tüm dünyada herkesin eğitim alma hakkı Sumerlerden 5000 yıl sonra tüm insanlığa tanınmıştır. Umarım bu acı gerçeği hafızanızın bir tarafında tutarak, bundan 5000 yıl önceki eğitimin boyutlarını öğrenir, anlar ve değerlendirirsiniz.

ds1
Sumerlerde eğitim.
ds2
Sumer tableti
ds3
Bir Sumer Sınıfı

Şimdi tarihten özellikle de düşünürlerin ağzından, kendi dönemlerindeki çocuklar hakkındaki düşüncelerine bakalım. Okudukça, günümüzdeki yetişkinlerin ifadesinin bundan yüzlerce yıl öncesi çağların çocuklarına söylenenlerle hiçbir farkı olmadığını görecek, şaşıracaksınız…

Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın 33 yıl boyunca üzerinde çalıştığı, İstanbul Arkeoloji Müzelerinde bulunan Sümer, Akad ve Hitit dillerinde yazılmış çiviyazılı tabletlerden bizlere ulaşan Sümerli Öğretmen Ludingirra Tablet 1’den bize eğitim, bilgi ve zamanın bilimi hakkında bizlere bilgi verirken şöyle seslenmiştir:

ds4“Ben bir Sümerli öğretmen, şair ve yazarım. Yaşım yetmiş beşi bulduğundan öğretmenliği bıraktım fakat şairlik ve yazarlık ölünceye kadar sürecek.
Bu yaşam öykümü daha çok gelecek kuşaklar için yazmaya başladım. Bizim ulusumuz, dilimiz, geleneklerimiz, sosyal yaşantımız, sanatımız unutuluyor artık.
Bu güzel ve uygar ülkemize her yerden göz diktiler. Göklere uzanan basamaklı kulelerimizin, görkemli tapınaklarımızın, arı gibi çalışan çarşılarımızın, her tarafa ulaşan kervanlarımızın, dümdüz uzanan yollarımızın, bol ürün veren tarlalarımızın, nehirlerimizde ve açtığımız kanallarda salına salına yüzen teknelerimizin, her türlü bilgiyi veren okullarımızın ünü uzak ülkelere kadar yayıldığından; ilkel olan bu ülkelerin halkı kıskandı bizi. Fırsat buldukça üzerimize saldırdılar. Kentlerimizi yakıp yıktılar. Biz yaptık, onlar yıktılar; biz yaptık, onlar yaktılar. Halkımız hatta krallarımız tutsak oldu. Ailelerimiz dağıldı. Tarlalarımız, bahçelerimiz bakımsızlıktan kurudu; hayvanlarımız açlıktan öldü ve böylece kökü binlerce yıl önceye dayanan ulusumuz yoruldu, dayanamayacak hale geldi ve içimize yavaş yavaş sızıp bizi yiyen yabancıların kucağına bırakıverdi kendini. Onlar yönetiyor bizi şimdi. Topraklarımıza ilkel geldiler; sayemizde uygar olmaya başladılar. Ne yazıdan, ne tarımdan, ne sanattan, ne dinden, ne okuldan, ne attan, ne arabadan, ne aydan, ne yıldan haberleri vardı. Hepsini bizden öğrendiler. Sonra da ”biz yaptık, biz bulduk” diye övünmeye başladılar. Hep korkuyorum, bir gün gelecek, adımız da uygarlığımız da unutulacak. Biz ne yaptık, ne başardıysak hepsini onlar üstlenecekler. Bu durum beni yıllardan beri üzüyordu. Ben küçük bir adamım, bunu önlemek elimden gelmez diye yakınıyordum.  Bir gün aklıma geldi. Ben bir yazar olduğuma göre; ulusumuzun bulduklarını, başardıklarını, geçmişini, geleneklerimizi yazmaya karar verdim. Böylece herkese ulaşacağını umut ediyorum. Bizim uygarlığımız belki binlerce yıl sonra yaşayan insanlara da geçecek. Bizim attığımız temeller üzerine yenilerini koyacaklardır.
Ah! Onlar da bizi hatırlayıp bıraktığımız kültür mirasları için teşekkür edebilseler!..”
(1) Sümerli Öğretmen Ludingirra (M.Ö. 4000-2000)

hes
Hesiod
sok
Sokrates
ari
Aristo
benj
Benjamin Franklin

* “Şimdiki gençler kurallara boş veriyorlar. Çok duyarsızlar ve beklemesini bilmiyorlar.” (Hesiod M.Ö. 800)

* “Çocuklar artık evlerinin hizmetçisi değil, tiranı… Anne babaları odaya girince ayağa kalkmıyorlar, onlara itiraz ediyorlar, destek olmak yerine laklak yapıyorlar, şapır şupur yiyorlar, bacak bacak üstüne atıyorlar, öğretmenlerine zulmediyorlar.”                            (Sokrates M.Ö. 399)

* “Bugünlerde gençler kontrolden çıkmış durumda. Kaba bir şekilde yemek yiyorlar. Yetişkinlere karşı saygısızlar. Ebeveynlerine karşı çıkıyorlar ve öğretmenleri sinirlendiriyorlar.”                                                                                                                      (Aristo M.Ö. 350)

* “Çocuklarınıza dilini tutmayı öğretin, konuşmasını nasıl olsa öğreneceklerdir.”                       (Benjamin Franklin 1706-1790)

Unutmayalım ki, çocuklar için her daim güzel sözler söylemiş bilginler, düşünürler, öğretmenler, liderler de vardır. Hele de o liderlerin içinde çocuk deyince akla gelen en önemli isimlerden biri de Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürktür ki; onun sayesinde çocuklara verilen değer ve küçük yaşta bir yetişkine yapılan tüm olumsuz muameleler son bulmuş, çocuklar çocukluğunu bilmiş, yetişkinler de çocuklara yetişkin gibi davranmayı öğrenerek, özellikle de küçük kız çocuklarının çocuk yaşta dedeleri yaşındaki adamlarla evlendirilmesi son bulmuş, toplum çocukları insanca yetiştirilmeyi öğrenmiştir.

Tarih boyunca baktığımızda göreceksiniz ki çocuklara bakış açımız, yaklaşımımız, değer yargımız nerelerden nerelere geldi. O nedenle özellikle de bu yazıyı okuyan yetişkinler önce dünün çocuklara -kimi yerde tasvip edemeyeceğimiz şekilde- bakan anlayışa, sonra da günümüze gelene değin çocukları koruma, kollama, eğitme konusunda aldığımız mesafeyi iyice bir tahlil etsinler.  Belki bu dediklerimi becerebilenler çocuklarına kızmadan önce bir daha düşünürler ve asıl suçlunun kendileri olduğunu ve nerede hata yaptıklarını görebilirler! Çünkü şikâyet ettiğiniz çocuklarınız değil aslında, kendinizsiniz…

Adsız
Bir TV kanalında bekçi, polis ve öğretmen maaşları bu şekilde belirlenmiş. Görüleceği üzere, eğitime en çok detsek verilmesi ve bir eğitimcinin maaşı çok daha yüksek olması gerekirken tablo ve gerçekler bu şekildedir. Özellikle çocukların kendilerini dinlemediğinden yakınan yetişkinlerin, bu gerçekler karşısında da yakınması gerekmez mi?  Sümerli öğretmen Ludingirra gibi, bu yazı da tarihe mal olsun. Bu zamanlardan binlerce yıl sonra da bu yazılanları başkaları okusun…

Silvan Güneş                                                           

Biyografi Yazarı

Alıntı & Kaynak & Fotoğraflar

*  1) ÇIĞ, Muazzez İlmiye, Sumerli Ludingirra, Kaynak Yayınları, İstanbul, 1996.

Yorum bırakın