Tuğrul Bey’in Mirasına Mustafa Kemal Atatürk Sahip Çıktı

Biz laikliği Fransızlardan almadık; biz zaten dünyada din ve devlet işlerini birbirinden ayırarak bu yönetim şeklini 157 yıl boyunca dünyada ilk uygulayan ve 250 yıl bu ilkeyi temel alan bir millet olarak tarih sayfalarına geçtik! Sadece bu yönetim şeklini tanımlayan “Laik” kelimesini Fransızlardan almakla birlikte, asıl Fransızlar bu yönetim şeklini bizden öğrenmişlerdir.

Fransızcada “laïque” terimi, 19. yüzyılda din ve devlet işlerinin ayrılması anlamında resmi olarak kullanılmaya başlamıştır.
Yani kelimenin kökeni Yunanca → Latince → Fransızca, anlam olarak ise din adamı olmayan, halkla ilgili, devlet işleriyle ilgili olmayan kavramına dayanır.
Özetle: “laïque” kelimesi Fransızca’da Yunanca “laikos”tan gelir ve dinle devlet işlerinin ayrılmasını tanımlamak için kullanılır.

Tuğrul Bey, Büyük Selçuklu Devleti’nin kurucusu ve ilk sultanıdır. 1037’de iktidara gelmiş ve din ve devlet işlerini birbirinden ayırarak devlet yönetimini kurmuştur. Saltanatı kendisi yürüttü, Halifeyi ise maaşını devletten alan bir cami imamı seviyesine indirdi. Bu düzen, Selçuklu ve Anadolu Selçuklu döneminde yaklaşık 157 yıl boyunca temel yönetim ilkesi olarak devam etti.
Selçuklu’dan sonra Osmanlı bazı tarihsel değişiklikler yapmış olsa da, bu sistemin izleri yaklaşık 250 yıl kadar sürmüştür.

Osmanlı döneminde bazı tarihsel değişiklikler oldu, ancak Türk yönetim geleneği bu ilkeyi tamamen kaybetmedi.
1923’te, Mustafa Kemal Atatürk, Tuğrul Bey’in yolundan giderek Türkiye Cumhuriyeti’ni din ve devlet işlerini birbirinden ayırarak kurdu; böylece Türk geleneği çağdaş ve modern bir devlet yönetimi olarak yeniden hayat buldu.

Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun ilk kurucudu olan Tuğrul Bey’in bu yönetim şekli ilk defa 1748’de Fransız doğubilimci Joseph De Guignes’in dikkatini çekti. Guignes, Türklerin ve Hunların tarihine dair kaleme aldığı çalışmasında Selçuklu siyasal düzenine de yer vermiştir. Guignes, Selçuklu sultanı ile Abbasi halifesi arasındaki yetki paylaşımını tarihsel bir olgu olarak aktarmış ve bu modeli Avrupa entelektüel çevrelerine tanıtmıştır.
Fransız aydınlanmasının en önemli filozoflarından olan ve başında gelen François Marie Arouet (21 Kasım 1694 – 30 Mayıs 1778) ya da takma adıyla Voltaire, zamanının Fransasında toplumsal, dinî, politik ve kültürel konularını radikal bir biçimde eleştirirken, bir taraftan da asırlarca halkın özgürlüğünü esaret altına almış bu düzenden kurtulup, yerine aklın, uygarlığın alacağı, insanı özgür kılacak bir yönetim şekli arıyordu ki; Joseph De Guignes’in Selçuklu İmparatoru Tuğrul Bey’in devleti yönetim şekline ait bilgileri ona ilham kaynağı oldu. Voltaire ve diğer Fransız aydınları da bu fikirleri eserlerinde alıntılayıp ve topluma yaydılar ve böylece Tuğrul Bey’in en akılcı devleti yönetme şekli tüm dünyaya yayıldı.

1876’da Şıpka Kahramanı Süleyman Hüsnü Paşa, Guignes’in kitabını Osmanlıca’ya “Tarih-i Âlem / Dünya Tarihi” adıyla çevirdi ve Askeri Lise’de ders kitabı olarak okutuldu. Mustafa Kemal henüz öğrenci olduğu Askeri Lise’de bu bilgileri öğrendiğinde haliyle Osmanlı’nın içinde bulunduğu durumu, bildiği gibi, tarihi süreçte yapılan yönetim yanlışlarının da pek alâ farkındaydı. Selçuklu ve Osmanlı askeri ile yönetim eğitimi bu şekilde yaşamaya devam etti. Askeri alanda karar her zaman yöneticilerin as üst ilişkisine göre gerçekleşti. Mustafa Kemal ve arkadaşları bu gelenekle yetiştirildiler.
Dolayısıyla Fransızlar yalnızca bu uygulamanın adını “laik” olarak koydu, özü ise Türk tarihine aittir.

Bugün modern anlamda laiklik, Türk tarihinin çağdaş ve öncü yönetim geleneğinin modern terimle ifade edilmiş halidir.

Bu düzen, Selçuklu Devleti’nin yaklaşık 250 yıl boyunca temel yönetim biçimi olmuştur.
Osmanlı bu sistemi bazı dönemlerde değiştirmiş olsa da, özü Türk yönetim geleneğinde yaşamaya devam etmiştir.
1923’te, Mustafa Kemal Atatürk, Tuğrul Bey’in yolundan giderek, 868 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti’ni din ve devlet işlerini birbirinden ayırarak kurmuş ve atalarımızın izinden gitmiştir.

Büyük Selçuklu (1037–1194): ~157 yıl.
Osmanlı Devleti’nin kuruluşu: 1299: 624 yıl.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti: 1923’de kurmuştur.

Osmanlı Devleti, yaklaşık 6 yüzyıl yıl varlığını sürdürdüğü bu süre boyunca, Selçuklu geleneğinin bazı yönleri korunmuş, bazıları değişmiştir. Bu dönemde uygulama bazı tarihsel süreçlerde değişmiş; dini ve siyasi otorite yine Osmanlıda birleşmiştir.

Bilge Atatürk, 1923’te Cumhuriyeti kurarken Tuğrul Bey’in Selçuklu’da başlattığı “din ve devlet işlerini ayırma” ilkesini modern çağda yeniden uygulamıştır.

Orta Çağ’ın karanlığında siyasal iradeyi dinî otoriteden ayırarak devlet düzenini kuran Ulu Kağan Tuğrul Bey ile, yüzyıllar sonra insan aklını ve çağdaş uygarlığı rehber edinerek Cumhuriyet’i inşa eden, iz sürücü Bilge Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, minnet ve rahmetle yâd ediyorum.

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı

Yorum bırakın