Giriş

Siloam Yazıtı (Şiloah Yazıtı ya da Silvan Yazıtı), bilimsel kataloglarda KAI 189 numarasıyla kayıtlı olup Kudüs’teki Siloam Tüneli içerisinde bulunmuştur. Bu tünel, Gihon Pınarı’ndan çıkan suyu, Doğu Kudüs’teki Silwan Mahallesi sınırlarında, Davut Şehri’nde yer alan Siloam Havuzu’na ulaştırmak amacıyla inşa edilmiştir.
Yazıtın epigrafik özellikleri, onu M.Ö. 8. yüzyıla, Yahuda Kralı Hizkiya (Hezekiah) dönemine tarihlendirmektedir. Bu özelliğiyle Siloam Yazıtı, yalnızca Kudüs arkeolojisi açısından değil, tüm Yakın Doğu tarihi bakımından da önemli bir belge niteliği taşır.
Tarihsel Bağlam
M.Ö. 701 yılında Asur İmparatorluğu’nun Kudüs’ü kuşatma tehdidi, kentin su kaynaklarını güvence altına alma zorunluluğunu doğurmuştur. Yahuda Kralı Hizkiya, bu bağlamda Gihon suyunu şehrin surlarının içine taşımak amacıyla yaklaşık 533 metre uzunluğunda olan Siloam Tüneli’ni kazdırmıştır. Bu altyapı yatırımı, Kudüs’ün hayatta kalmasını sağlamış stratejik bir mühendislik başarısı olarak tarihe geçmiştir.
Keşif ve Bulunuşu
Yazıt, 1880 yılında Silwan’da yaşayan bir çocuk tarafından tesadüfen keşfedilmiştir. Olayın ardından bilim dünyasının dikkatini çeken yazıt, Osmanlı döneminde İstanbul’a getirilmiş ve günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesi koleksiyonunda sergilenmektedir. Bu durum, eserin yalnızca Kudüs için değil, aynı zamanda Osmanlı-Türk kültürel mirası açısından da önem arz ettiğini göstermektedir.
Yazıtın İçeriği
Siloam Yazıtı, tünelin inşasını oldukça canlı bir üslupla tasvir etmektedir. Metin, özellikle işçilerin iki ayrı yönden kazı yaparak karşılaştıkları anı kayda geçirmesiyle dikkat çeker:
“Ve bu tünelin kazılmasının hikâyesi şudur: İşçiler, birbirlerine karşı iki uçtan kazı yaparken… balta seslerini işittiler, bir adam diğerine seslendi. Kazı ilerledi, ta ki işçiler karşılıklı olarak birbirlerinin sesini işitinceye kadar… Ve kazıcılar, biri diğerine doğru, balta darbeleriyle ilerlediler. Ve su kaynağından havuza doğru bin iki yüz arşın uzunluğunda kazıldı. Kaya üzerinde işçilerin balta darbeleri karşı karşıya geldi…”
Bu ifadeler, yazıtın yalnızca mühendislik başarısını değil, aynı zamanda işçilerin heyecanını ve emeğini yansıttığını göstermektedir.
Önemi ve Değeri
Arkeolojik açıdan: Yahuda Krallığı’nda kamuya ait bir inşaat faaliyetini belgeleyen tek antik yazıt olması bakımından eşsizdir.
Epigrafik açıdan: İbrani alfabesinin erken dönem örneklerinden biridir ve filolojik çalışmalar için temel bir kaynak niteliği taşır.
Mühendislik açısından: İki uçtan kazılarak ortada buluşma yöntemi, dönemin teknik bilgi seviyesini göstermektedir.
Kültürel açıdan: Yazıt, Mezopotamya ve Mısır’daki büyük propaganda metinlerinden farklı olarak, sıradan işçilerin emeğini belgeleyen daha insani bir anlatı barındırır.
Modern Siyasi Yorumların Eleştirisi
Siloam Yazıtı, arkeolojik bir belge olarak geçmişi anlamak için önemlidir. Ancak günümüzde bazı siyasi liderler, bu tür belgeleri modern toprak iddialarına dayanak yapmaktadır. Nitekim İsrail Devlet Başkanı Binyamin Netanyahu, yazıtı bir “tapu” olarak nitelendirmekte ve bu yaklaşım üzerinden Filistin toprakları üzerindeki işgali meşrulaştırmaya çalışmaktadır.
Bu tür bir yorum, uluslararası hukuk ve insanlık değerleri açısından kabul edilemezdir. Birleşmiş Milletler’in çok sayıda kararı (örneğin 242 sayılı Güvenlik Konseyi Kararı, 1967 savaşından sonra işgal edilen topraklardan çekilme çağrısı; 2334 sayılı Karar, yerleşimlerin hukuka aykırı olduğu tespiti) açıkça Filistin topraklarının işgal altında olduğunu ortaya koymaktadır. Arkeolojik belgeler üzerinden “tapu” iddiasında bulunmak, bu kararları yok saymak anlamına gelmektedir.
Dahası, Mısır’da ve Mezopotamya’da binlerce benzer yazıt ve inşa kitabesi vardır. Eğer antik belgeler modern devletlerin toprak taleplerine dayanak yapılacak olsaydı, bugün hiçbir sınırın güvenliği kalmaz, dünya düzeni tamamen çökerdi. Bu nedenle Netanyahu’nun yaklaşımı yalnızca Filistin halkının haklarını gasbetmek değil, aynı zamanda uluslararası düzeni tehdit etmek anlamına gelmektedir.

Sonuç
Siloam Yazıtı gibi antik belgeler, geçmişi anlamak ve tarihî mühendislik başarılarını belgelemek açısından tarihî açıdan önem taşır. Yazıt, Yahuda Krallığı’nda yapılan kamu inşaatının insani ve teknik boyutunu açıkça ortaya koyar. Ancak bu tür belgelerin günümüzde toprak iddiası veya siyasi meşruiyet aracı olarak kullanılması doğru değildir.
İsrail Devlet Başkanı Binyamin Netanyahu’nun yazıtı bir “tapu” olarak nitelendirmesi ve Filistin toprakları üzerindeki iddialarına dayanak göstermesi, tarihî gerçeklerle çelişmektedir. Bugünkü İsrail toprakları üzerinde modern devlet hâlâ kurulmamışken, bölge uzun süre Osmanlı yönetiminde bulunmuş ve tarihî olarak Türkler tarafından yönetilmiştir. Bu nedenle, antik belgeler üzerinden bugünün toprak taleplerine dayanak oluşturmak mantıksız ve insanlık açısından sorunlu bir yaklaşımdır.
Birleşmiş Milletler’in kararları (ör. 242, 2334) ve uluslararası hukuk, Filistin halkının haklarını korumakta ve işgal altındaki toprakların statüsünü açıkça ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, antik yazıtlar barış, ortak kültür ve bilimsel ilerleme için bir kaynak olarak değerlendirilmelidir; siyasi çıkar ve ilhak amacıyla kullanılması, hem hukuka hem de insanlık değerlerine aykırıdır.
Tüm dünya liderleri ve uluslararası toplum, bu tür mantıksız iddialara karşı kararlı ve açık bir duruş sergilemelidir. Aksi hâlde, geçmişin insani belgeleri, günümüz siyaseti için yanlış bir araç hâline getirilmeye devam edecektir.
Silvan Güneş
Biyografi Yazarı
Kaynakça
Donner, H. & Röllig, W. (1966). Kanaanäische und Aramäische Inschriften (KAI). Wiesbaden: Harrassowitz. (Bkz. KAI 189 – Siloam Yazıtı).
Pritchard, J. B. (Ed.) (1969). Ancient Near Eastern Texts Relating to the Old Testament (ANET). Princeton: Princeton University Press.
Avigad, N. (1953). “The Siloam Inscription”. Israel Exploration Journal, 3(3), 137–152.
Barkay, G. (1997). Jerusalem in the First Temple Period. Jerusalem: Israel Exploration Society.
Mazar, A. (1990). Archaeology of the Land of the Bible: 10,000–586 B.C.E. New York: Doubleday.
Uluslararası Hukuk ve Filistin Bağlamı
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (1967). 242 Sayılı Karar – Altı Gün Savaşı sonrası işgal edilen topraklardan çekilme çağrısı.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (1974). 3236 Sayılı Karar – Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (2016). 2334 Sayılı Karar – İşgal altındaki Filistin topraklarında yerleşimlerin hukuka aykırı olduğu kararı.
Said, E. W. (1979). The Question of Palestine. New York: Vintage Books.
Khalidi, R. (2020). The Hundred Years’ War on Palestine. New York: Metropolitan Books.