Vehbi Koç ve Sakıp Sabancı Hayatta Olsaydı Hayatlarını Niçin Bana Yazdırırlardı?

Çünkü bir hayatı kaleme almak, tıpkı sanat gibi, ruh ve samimiyet ister. Peki, sanat kimin içindir?

Bugün Sakıp Sabancı, Vehbi Koç hayatta olsaydı, hayatlarını bir de bana yazdırırlardı.
Çünkü bir biyografi, yalnızca olayların kronolojik sıralaması değil; kişinin ruhunu, karakterini, yolculuğunu ve yaşadığı dönemin toplumsal panoramasını yansıtan bir sanat eseridir. Sanat da böyledir. Yüzeyde görünenin ötesinde, ruhla bütünleşmiş ve samimiyetle yoğrulmuş bir yaratım sürecidir.

Dünyaya her yeni gelen insan sıfır kilometredir. Ona dokunan, gelişimine yön veren her unsur onu biçimler. Bireyin kim olacağına maddi ve manevi karar verenler, onun içine işleyen ve üstüne başına sinen her şeyi artık ruhunda okunur hale gelmesine vesile olurlar. Bir şeyi öylesine yapmak, yapıyor görünmek “yapmak” anlamına gelmediği gibi, insanın kendisine keyif vermediği bir işi yapması — dışarıdan güzel görünen her şey için geçerli olacağı gibi — kişilere bağlı olarak bir işkence haline de dönüşebilir. Ruhla bütünleşmemiş, samimiyetsiz ve heyecansız yapılan bir üretimin gereği yoktur. Bu olumsuz duyguların dışa vurumu her şeye ve herkese zarar verir.

Öyleyse insanın ruhuyla buluşmamış, kendisiyle örtüşememiş birtakım işlerin içinde olmasının kişiye ne faydası vardır? İnsanlar ve yollar… Bazen yollar bizleri, istesek de istemesek de farklı yerlere sürüklüyor. Gitmek istemediğimiz yerlere gidiyoruz, içinde olmak istemediğimiz durumların içine çekiliyoruz. Varmak istemediğimiz sonuçlar elimize bir tepsi gibi tutuşturuluyor. Sonra o tepsinin üstünde, damak tadımızla, göz zevkimizle, malzeme seçimimizle ilgisi olmayan tatları yemeye zorlanıyoruz. Bize ait olmayan nedenlerin sonuçlarının doğurduğu niçinlerin muhatabı haline getirilmek, kanımca bir dayatmadan da öte, zorbalıktır.

Geçmişte “Sanat sanat için midir, yoksa insan için midir?” tartışmaları yaşanırken, her iki görüşün de savunucuları gerçekten sanata, sanatçıya ve üretime değer verirdi. Bugün ise ne sanatın ruhundan, ne sanatçıdan, ne de hakiki üretimden bahsetmek mümkün. Sanal dünyanın beyinlerde yarattığı işçi sınıfının gönüllü köleliğinde, insanlar tıpkı mangal kömürünün için için yanan odunları gibi kendilerini madenden sayıyor.

O yüzden soruyu bir kez daha sormak gerek:
Sanat kimin içindir?

Silvan Güneş
Biyografi Yazarı

Yorum bırakın