DÜNYADA ADINI “MÜLTECİ”YE ÇIKARTMIŞ HER İNSAN ANA YURDUNA DÖNMELİ TOPRAKLARINA VE ATALARININ MEZARINA SAHİP ÇIKMALI ÜLKELERİNİ YENİDEN DİZAYN ETMEK İÇİN HER ENGELLE SAVAŞMALIDIR!

Bugün “medeni”, “demokrat”, “hümanist”, “insanlığa hizmet eden, bilim yuvası” vb tabirlerle işaret edilen başta ABD ve birtakım Batılı ülkeler, gerçekten kendilerinin de emeğiyle dünya gözünde bu imajla görünmek ve anılmak istedikleri bu söylemler/mesajlar için verdikleri çabaya koşul olarak; Afrika’ya ve Ortadoğu ülkelerine en başta eğitimi, barışı götürmüş olsalardı, bu ülkeler de o nispette eğitilmiş, dünyayla entegre olabilmiş, sağlıklı fikirli insanların yaşadığı ülkeler olurlardı! Fakat tam aksine, bu ülkeler dünyaya savaşı götürmüş, onun ganimetleriyle sadece kendi sınırlarını genişletmeye çalışırken kendi ırklarının devamı, refahı, sağlığı, konforu için enerjilerini tüketmişlerdir. Bunu yaparken de; “insan hakları, demokrasi, insanı değerler, hümanizm gibi kelimelerini kullanmışlardır Dünyaya/bizlere ise bu filmi bu söylemlerle 1800’lü yıllardan beri izletiyorlar!
(Konfor derken, bakınız ülkelerin ısınmak için verdiği mücadeleye ve ilk doğal gaz kullanan ülkelere! Hem de ne kadar ucuza ısındıklarına, petrol dahil dünyanın neresinde olursa olsun çıkartılan madenlere nasıl sahip olduklarına, en ucuz petrole sahip olup ucuz ulaşım hakkını elde edişlerine, dünyanın 1. sınıf tarım ürünlerini hangi ülke insanının yediğine bakınız!)

Dünyada yaşanan göçler, evinden yurdundan edilen, öldürülen, mülteci adıyla başka kıta’larda vatansızca yaşayan halklar, hep bu devletler yüzünden perişan olmuşlardır! Bu perişanlığı yaşayanların suçu ise, kendilerini yönetecek iyi bir lider seçememelerinden, eğitime gereken değeri vermemelerinden ve topraklarını savunmasız bırakıp savaşmak yerine göç etmeyi tercih etmelerinden kaynaklanmaktadır. Aklı başında her mülteci topraklarına yeniden dönmeli ve hem topraklarına hem de atalarının mezarlarına sahip çıkmalıdır.
Ben inanıyorum ki, bu mülteciler gittikleri her ülkeden sökülüp yeniden ülkelerine gidip inşaa etseler, belki de dünyanın en iyi ülkesi yaparlar memleketlerini! Çünkü düşünülecek olursa; Afganı, Suriyelisi, Filistinlisi, Mısırlısı, Lübnanı vs. dünyanın her yerine yayıldıklar ve bu memleketlerin her bir vatandaşı dünyanın bir yerinde başka bir memleket, eğitim, görgü, görenek gördü! Bilmediği nice değerlerimiz tanıştı, buluştu, farkındalığı gelişti. Şimdi ise kendilerine ‘artık bu misafirlik yeter’ deyip topyekün bir kararla ülkelerine dönmediler. Eminim biz Türk milleti olarak onlara bu konuda en çok yardımcı olan insanlar olmaktan geri durmayacağızdır ve bunu seve seve yapacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Aynı zamanda bu fikri toplumun her kesimine aşılayıp, bu düşünce etrafında kendine mülteci denen insanları uyarmak da bir o kadar önemlidir. Her mülteciye uyarmak, iyi bir gelecek, adalet çerçevesinde insanca bir yaşam sürmek için mücadele ruhunu mutlaka bir Türk aşılayacaktır. Çünkü Türkler şuurlu bir millettir ve dünyaya bunu en iyi onlar öğretirler.

Dünyanın Her Yerindeki Mülteciler Birlik Olmalı Memleketlerine Dönüp Buraları Dünyanın En Güzel Memleketi Yapmalıdır!

Dünyanın neresinde olursa olsun mülteciler bir araya gelmeli ve ülkelerine dönmek için hazırlık yapmalıdır. Mülteciler ülkelerini muasır medeniyetler seviyesine çıkartmak için hayal kurmalı, bu hayale ise tüm insanlık katkı sunmalıdır. Çünkü bu dünya, nasıl ki coğrafyası, iklimi, yaşam koşulları birbirine benzemez, insanların da aynı şekilde birbirine benzemez! Nasıl ki her doğan fert ailesiyle yaşar, insanlar da doğup büyüdükleri coğrafyalarda, kendi kurdukları kültürleri ile yaşamalıdır. Tüm dünya insanının şartlarını zorlayarak bir araya getirip, sonrada bu doku uyuşmazlığını hizaya yetirmek, disipline etmek, yaptırımlar uygulamak ve kendi yaşadığın coğrafya insanından ayırt edip, bu insanlara 2., 3., 4. insan muamelesi yapmak kabul edilir bir davranış değildir. Yanı sıra farklılıklara saygı duymak adı altında bir ülkeye getirilen insanların şartlarını en iyi kılarken kendi vatandaşı, yurttaşı olan insanların şartlarını aşağıya çekerken onların haklarına el koymak, kendi doğdukları ülkeyi dayanılmaz hale getirmek ve o ülke insanının atalarından miras kalan tüm hakkı, sonradan gelene de aynı eşit haklarda sunmak adil bir yaklaşım değildir! O sebeple tüm bu gerçekler ışığında ev sahibi de misafir de yerinde değerlendirilip ağırlanmalıdır.


Silvan Güneş
Biyografi Yazarı

Yorum bırakın