Laik Selçuklu Devleti’ne Osmanlı Hanedanı Son Vermiştir.

Selçuklular’ın Laiklik İlkesini Ret Eden Osmanlı Atalarına İhanet Etmiş midir?

Gazi Atatürk’ümüzün tüm devrimlerinin kökeni Batı’ya değil tamamen Türk tarihine dayanmaktadır. Ayrıca, Fransızlar Laikliği Selçuklular’dan almıştır. LAİKLİK Türk Anasayası’na 1937’de girmiştir. Fransız Anayasası’na ise 1946’da girmiştir. Kim kimden Laikliği almıştır? Laiklik Türk kökenlidir. Bunu insanlara iyi anlatmak gerekir. Hiç unutmamak gerekir ki, Bilge Atatürk her devrimiyle Batı’nın çok çok önündedir ve Gazi Atatürk’ün Laikliği kabul etmesinin üstünden tam 8 yıl sonra Fransızların Laikliği kabul etmesinden Atatürk hayatta olmadığı için haberi dahi yoktur! Gazi Atatürk 1950’li yıllarda iktidarda Adnan Menderes varken her bakımdan iftiralara uğratıldığı ve yaptığı devrimleri halkın nezdinde olumsuz bir bakış açısı oluşturmak için toplumun zehirlenmeye çalışıldığı yıllardır. O sebeple Laiklikle ilgili tarihi gerçeğe rağmen ve Fransızların Laikliği Bilge Atatürk’ten tam 8 yıl sonra kabul etmesine rağmen tüm bu gerçekleri yok sayıp, Atatürk sanki Laikliği Fransa’daki almış ve hatta Laikliği her farklı devletin kendi anlayışına göre biçimlerini şekilde, laikliğin bir dinsizlik olduğunu topluma yatarak, Atatürk’ü sürekli dinsiz göstermek uğruna birtakım çevreler büyük çabalar sarf etmişlerdir. Atatürk düşmanları bu yalanları sürekli kendilerinden sonra bu iftiralardan bayrağını taşıyacak olan körpe beyinleri kendi menfaatlerini dünyada baki kalacağını düşündüklerinden, müritleri sürekli daha nice yalanlarla birlikte bu yalanı da enjekte etmişlerdir. Bugünkü Atatürk düşmanları ise hep O çürük zihniyetin uzantısıdır. Hatta öyle ki bu yalanları yaymak ve Türkiye Cumhuriyeti Devletine kast etmek için okullar açmışlar ve gizli gizli bu çocukları eğitmişler, en son 15 Temmuz 2016 yılında yaşanan kalkışmayla bu okullar kapatılmıştır.

İLK LAİK DEVLETİ SELÇUKLU DEVLETİNİ KURAN TUĞRUL BEY’dir.

Laikliğin ilk adımı olan din ve
devlet işlerinin ayırımı, 1050’li yılların sonlarında, tarihteki Türk Devletleri’nden Selçuklu Devleti’nin bașı Tuğrul Bey’in bulduğu ve uyguladığı çağdaş ve akılcı bir yönetim biçimidir. Bu yönetim biçimi, 250 yıllık yaşamı süresince Selçuklu Devleti’nin yönetiminde başarıyla uygulanmıştır. Tuğrul Bey 3 Şubat 1057 günü, Hilafet ile Saltanatı ayırarak, Saltanatı (dünyevi yönetimi) kendisi üstlenip, Halife’yi maaşımı devletten alan bir cami imamı düzeyine indirgemiştir. Bu bilgi Fransız Devrimi’nden 41 yıl önce, 1748 yılında basılmış olan “Hunların, Türklerin tarihsel kökenleri…” (Mémoire historique sur Vorigine des Huns et des Turcs…) adlı akademik kitabın yazarı Fransız Doğubilimci Joseph De Guignes’a aittir ve aynı kişi Fransız Devrimi’nin düşünsel temellerini atan aydınlardan biridir. Kitabın akademik özelliği nedeniyle yalnızca aydın çevreleri etkilemiş, yayımlandığında ise dönemin en çok okunan ve Fransızları en çok etkileyen yazarı Voltaire, 54 yaşındayken Guignes’in akademik kitabından Tuğrul Bey’in “Laik Devrimi”ni anlatan bölümü alıntılayıp kendi yazılarına aktararak topluma yaymış ve bu fikirleri doğrudan halkın bilincine işlemiştir.

Fransız Devrimi’nin bu öncü kuramcısı Guignes’nu 1700’lü yıllarda etkileyen Tuğrul Bey’in “yönetim biçimi”, yüzelli yıl
kadar sonra, 1800’lü yılların sonlarında da Askeri Lise öğrencisi genç Mustafa Kemal’i de etkilemiş. Şıpka Kahramanı
Süleyman Hüsnü Paşa, Guignes’nun bu kitabının Türklerle ilgili bölümünü 1876 yılında Osmanlıca’ya çevirmiş ve “Tarih-i Alem” (Dünya Tarihi) adıyla yayımlanan bu kitap, yayımla yayımlandığı 1876`dan itibaren, Askeri Lise’de ders kitabı olarak okutulmaya başlanmıştır.

Şimdi göğsümüzü kabartarak söyleyebiliriz. “Mustafa Kemal laikliğin ilk adımı olan din ve devlet ayırımını Voltaire’ den öğrenmiş, Fransızlardan almış değildir, tam tersi, laikliğe ilk adım
Voltaire de, Mustafa Kemal de aynı kaynaktan, büyük Fransız doğubilimci Guignes’dan öğrenmişlerdir ve her ikisinden farklı olarak da Mustafa Kemal
laikliğe ilk adımı ayrıca, Selçuklu Devleti Hükimdarı Tuğrul Bey’ın bu çağdaş uygulamasını örnek olarak alıp, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yapısında temel taşı olarak kullanmıştır.” Ve acı bir tebessümle aslında hiç de şaka olmayan
bir de şaka vardır ki; Fransız Büyükelçiliği’nin internetteki resmi sitesinde baş tacı gibi korunan Laiklik, bir Fransız icadıdır tümcesi de, umarım
bu bilgi ve belgelerden sonra değiştirilir!..

Cengiz ÖZAKINCI

Araştırmacı-Yazar

Sayın Mete Akyol’un yazısından alıntı yaptığım bu değerli bilginin yayılması amacıyla bir kez de ben paylaşmak istedim. Sayın Akyol yazısını şöyle bitirmiş; “Öğrenmenin yaşı yoktur” derler. Ben, yaşamım boyunca bilmediğim her gerçeği geçen ay, yaşamım 80’inci yılında öğrendim ve…Şimdi hem, dünyanı en çağdaş ve insan
onuruna en uygun bir devlet yönetimini “icat eden” dedelerimin insanlığa bu armağanlarıyla gurur duyuyorum..
80 yaşımda da olsa, hem de bu tarihsel gerçeğimizi öğrendiğimi gururla söyleyebilmekten de gurur duyuyorum. Dünyamızı çağdaş bir yönetim biçimine kavuşturan dedelerimizin tüm torunlarının da, bu gururumuza
sahip çıkmalarını ve ortak mirasımız
bu gururdan hakları olan paylarımı
almalarını görek de, ayrı bir gurur
nedenim olacaktır.” Sayın Mete’nin son sözleri gerçekten de çok etkileyici. Umarım bu bilgiye şu an içinde bulunduğu yaşta sahip olan herkesin aynı duygular içerisinde bu bilgiyi yapacağına, özellikle Milli Eğitim Bakanlığı aracılığıyla eğitim alanında da Laikliği Fransızlardan değil, kendi atalarımız olan Selçuklulardan aldığımızı kitaplara kadar geçirir, Fransızlara da ilerleyen zamanlarda internet sitelerinde gururla kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri Laikliği, Selçuklulardan yani Türklerden öğrendiklerini umarım yaşarken hepimiz görürüz. Ayrıca okumanın, araştırmanın ve kendini maddi, manevi her bakımdan dünyaya anlatabilmek için yabancı dil bilmenin önemini bu yazıyla bir kez daha anlamış bulunuyoruz! Fakat şöyle de bir gerçek var ki, bizim eğitim sistemimiz, çocuklarımızın ikinci, üçüncü bir dili bilmesine imkân veren bir sisteme sahip olmadığı müddetçe, dünyayla nasıl iletişim kurabilecek? Kendimizi nasıl anlatabileceğiz ya da onları anlayabileceğiz, bu da Türk milletinin başka bir sınavı olmuştur!

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı


Yorum bırakın