
Şefik Çerçioğlu; Aydın Sultanhisarlı bir girişimcidir. Hayata, çocuk yaşta çırak olarak, amcasının ayakkabı dükkanında eğri çivileri düzelterek başlamış, sonrasında ise farklı iş kollarında yoğrula yoğrula kaynakçılığa kadar öğrenmiştir. Yaşı ilerledikçe bu alanda kendini geliştirmiş, daha sonra Aydın’da bir meslek okulunun gece bölümünde okuyarak ustalığa terfi etmiştir. Çocukluğunda izlediği Amerikan filmlerinden etkilenerek dünyayı görme hevesi, onu Kore Savaşları sırasında Türkiye’nin NATO’ya girmesiyle, -politika gereği- buraya gönderilen Türk askerlerinin içinde gönüllü olarak yer alması, hayatının dönüm noktası olmuş, burnu kanamadan biten askerlik yıllarının ardından, yine 1950-1960 yıllarında Almanya’ya hayatını kazanmak için giden Türk işçilerinin içinde gönüllü olarak yer almıştır. Çok iyi bildiği kaynakçılık işini ustalıkla burada da sergileyerek, Almanya’nın sanayi devi olmak için giriştiği mücadelesinde kendisinin de tıpkı oraya giden nice Türk vatandaşlarımız gibi katkısı muhakkak olmuş, dile getirilmesi gereken bir konudur. Çünkü o yıllarda Alanya’da kaynakçı ustası birinci sırada aranan bir elemandır. Şefik Çerçioğlu’nun kaynakçılıkta ustalığa ulaşmış ve bu alandaki bilgi birikimi onu Almanya’daki firmalar tarafından özel bir personel kılmıştır. Giriştiği her işte muvaffak olduğu gibi kendini de herkese sevdiren Şefik Çerçioğlu ek iş yapmayı da ihmal etmemiş, o yılların en gözde elektrik elektronik aleti olan radyo-teyp vb. aletleri boş kalan zamanlarında satarak gelirini artırmıştır. Kısa zaman içinde Türkiye’ye geliş-gidiş yaparak oradan aldıklarını Türkiye’de pazarlamış ve bu sayede bir işçi Türk olarak oldukça kazançlı işler yapmıştır.
Sayın Şefik Çerçioğlu’nun bundan sonraki rotası evlendikten sonra eşi ile birlikte Amerika’da daha karlı işlerde ve büyük şirketlerde çalışmak olmuştur. En nihayetinde ABD’deki yaşamı, ticareti anlamaya ve mesleğinin öneminin zirvesinde bir zaman diliminde kendisine ihtiyaç duyulan bilgi ve tecrübelerine en iyi teklifi veren şirketlerle çalışmayı seçmesi Çerçioğlu’nu ekonomik olarak kendini oldukça iyi bir noktaya taşımasına neden olmuştur.


Amerika’ya bir gün teyzesinin oğlu Cevdet İnci gelir ve kendisine bir teklifte bulunur… Cevdet İnci’yi o yıllarda jant yapma merakı sarmış, bir başka ortak ile bu işe girişmiş, fakat hem kendisinin hem de ortağının bilgi yetersizliği yüzünden muvaffak olamamıştır. Cevdet İnci, Şefik Çerçioğlu’nun Türkiye’ye zaman zaman yaptığı seyahatler sırasında kendisinin her seferindeki yükselişini, alanındaki uzmanlığını takip etmiş, jant işine girince de kendisinin teknik bilgisinin bu işi istediği seviyeye çıkartabileceğine inanmış ve bu işi ancak Şefik Çerçioğlu ile yapabileceğini görmüştür. Sayın Cevdet İnci Amerika’ya bu kastla yaptığı ziyaretinde Şefik Çerçioğlu’na birlikte Türkiye’de jant üretmek için teklifte bulunur.
Şefik Çerçioğlu Amerika’daki yükselişini ve orada az zamanda edinmediği mevkisini düşünür, çünkü Sayın İnci ona Türkiye’nin tek firması olmayı teklif etmiştir. Bu cazip teklif karşısında Amerika’daki işini, tüm çevresini ve kendine kurduğu ortamı bırakıp, Türkiye’ye kesin dönüş yapmaya karar verir ve artık Şefik Çerçioğlu için yeni bir macera başlıyordur…
Türkiye’de o yıllarda ilk defa gerçekleştirilecek olan tarım araçlarına jant üretme fikrini en iyi şekilde hayata geçirmek için kolları sıvayan Şefik Çerçioğlu, mesleki ve teknik bilgisini ortaya koyarak, Türkiye’deki tarım araçlarına uygun seri halde jant üretmeyi başarmıştır. Ortak girilen bu iş iki teyze çocuğunu İzmir’de fabrika açmaya kadar götürse de işlerin daha da iyi gittiği bir dönemde Cevdet İnci’nin ortaklığa son vermek istemesinin üzerine yolları ayrılmış, hiçbir şey almadan, kendi tabiriyle “ceketini alıp, memleketi Sultanhisar’a gelmiştir.”
Şefik Çerçioğlu burada eski tanıdığı iş arkadaşlarının iş yerlerinin sundurma altlarında yeniden jant üretmek için kendisine gerekli makine ve teçhizatı yapmak içinin kolları sıvamıştır. Kısa sürede kendini jant üreten bir seviyeye getirip hatta ürettiği jantları çiftçilere satmaya dahi başlayan Şefik Çerçioğlu, giriştiği bu yolda büyük bir azim, sebat, hırs, inançla girişimciliğin en büyük örneğini göstermiş, önce halka yönelik başlattığı bir fabrika girişimin ardından sahip olduğu fabrikayla zamanla daha da işleri büyütmüş ve o azim ve inançla girişilen emeğin ve yılların ardından, bugün dünyanın on büyük jant fabrikasından biri olan Jantsa A.Ş.’yi, tüm dünyaya ihracat yapan bir firma haline getirmiştir. Jantsa A.Ş.’nin başarıları ona hem jant alanında hem de farklı alanlarda kapılar açmış, dünyanın jant devleriyle Sultanhisar’da kurduğu yeni ortak jant fabrikaları ile Türk insanına istihdam, memlekete döviz girdisi sağlamasını bilmiştir. Hayatını ve 100 yıllık bir Türkiye gerçeğini ekonomik, siyasal, kültürel, tarih, coğrafik ve sosyolojik gerçekleriyle okuyup içinde aynı zamanlarda genç girişimcilere ve aile şirketlerine örnek olacak anekdotlarla kaleme aldığım “Bir Anadolu Efsanesi Şefik Çerçioğlu” adlı biyografik eseri bu serüvenin nasıl başlayıp nasıl devam ettiğinin ayrıntılarını ve çok daha fazlasını öğrenebilirsiniz. Şefik Çerçioğlu’nun kişilik özelliği, başarmak için sahip olduğu azmi ve sıfırdan tırnaklarla kazıyarak gelmenin ne demek olduğunu okuyuculara gıpta ederek tanık olacağı özel bir çalışmadır. Renkli fotoğraflarla Şefik Çerçioğlu’na ve hayatının önemli kesitlerine yer veren kitabı nefesinizi tutarak hatta göz yaşlarınızı tutamayarak okuyacağınızdan eminim.
Silvan Güneş
Biyografi Yazarı
Not: Fotoğraflar izinsiz olarak hiç bir yerde kullanılamaz.


Böylesi yaşanmış hayat hikayesinden etkilenmemek olası değil. sayın Şefik Çerçioğlu zaten kendi dişiyle tırnağıyla kazıyarak yaşamındaki en yüksek mertebeye ve ödüle ulaşmış. İnsanlık mertebesi. Başkaca hiçbir kurum ve kuruluşun vereceği ödül anlam taşımayacak. Elbette ki değerli olur o ödüller de, ama yaşam ödülünü kendi elleriyle almış. Helal olsun. Gerçekten de önünde saygıyla eğilinecek insan. Muhammed Ali’nin şu sözü aklıma geldi: “Bir boksör yere düştüğü zaman değil, ayağa kalkmadığı zaman kaybeder.” Oradaki boksör kelimesini insan kelimesiyle değiştirdim. Bu hikayeye uygun.Tebrikler…
BeğenBeğen