Anlayışı Kıt Olanla İşimiz Zor

t1Başkalarının hayatına hiç karışmadığımızı söylesek de, o kadar çok burnumuzu sokarız ki o yüzden, nereye baksanız ilişkiler hep kırılma noktasına gelir…

Anlayış eksikliği yüzünden, karşısındakini yanlış anlamış birinin, üstüne bir de yetmiyormuş gibi seni bağlamayan değerlerinin hükmü üzerinden yargılamaya kalkması, olayların boyutunu nerelere taşıyabilir acaba: hiç  düşündünüz mü?…

Aklın bir diğerini anlamaya yetmeyecek… Bunun üstüne kifayetsiz kalan fikrinin yaftasını o kişinin alnına yapıştırıp suçlayacaksın… Senin yorumlamaların ve suçlamalarınla bu olayı öğrenen başkaları; yine senin değer yargının adaletiyle sonuçlanmış yargına kanarak inanacak; ve senin hüküm sürmeye çalıştığın küçük aklına taraf olup, eksikliğini alkışlayacak seni onurlandıracak öyle mi. Aman tanrım, kadere bak!…

Hani Mevlana Celaleddin-i Rûmî’nin herkesin diline pelesenk olmuş güzel bir sözü vardır; “Sen ne söylersen söyle, söylediğinkarşındakinin anladığı kadardır.” İyi de, bunda senin günahın nedir? Birinin eksikliğinden kaynaklanmış bir  yanlış anlamadan doğan bir hüküm, nasıl olur da bundan kaynaklı haksızlığa uğramış bir başkasının hayatını çile haline getirebilir! Belki de bir hayatını zindana çevirebilir!…  Kimbilir kaç binler, bu yanlış anlamalardan dolayı hayatının zehir olmasına neden olmuş içinden çıkılmaz sonuçlar yaşamıştır! Kimbilir kaç kişi, senin gibi biriyle karşılaşmış olmanın, hayatının en büyük talihsizliği olarak değerlendirmiştir…

Diyeceğim odur ki başka insanların kaşına, gözüne söyledikleriniz yetmiyormuş gibi bir de, ağzından çıkan kelimelere takılarak, mevzuyu kendi sığ sularınızda manasızca bir yerlere taşımaya çalışmanız, sizi alim, bilgin, seyyah yapmayacaktır. Boşuna çabalamayın, buradan bir bilgelik çıkmaz da olsa olsa insan sizinle tesadüf etme şanssızlığının derdine yanar…

Silvan Güneş
Biyografi Yazarı

Yorum bırakın